Proje iki ay önce başlamıştı. Gaziantep’te 312 çalışanıyla tekstil ihracatı yapan orta ölçekli bir fabrika, yıllardır elle tutulan stok ve muhasebe kayıtlarını bilgisayar ortamına taşımak istiyordu. Yazılım firması gelmiş, sunum yapmış, sözleşme imzalanmıştı. Kurulum tamamlanmıştı. Ama muhasebeci elini klavyeye götürmüyordu. ‘Bu program bizim için değil,’ diyordu. ‘Hesap kodları yanlış.’ Patron sinirle odaya girdi. ‘Çok para ödedik, neden çalışmıyor?’ O anda herkes farklı bir şeyden bahsediyordu; ama sorunun kaynağı aynıydı: kimse Türkiye’nin muhasebe mevzuatını projeye gerçek anlamda dahil etmemişti.Türkiye’de bir işletme muhasebe tutarken kafasına göre hesap kodu açamaz. 1994 yılında hayata giren Tek Düzen Hesap Planı (TDHP), her işletmenin hangi hesabı hangi numarayla kaydedeceğini belirlemiş. Kasa 100 numarada. Alıcılar 120 numarada. Satıcılar 320 numarada. Bu sayılar kanunla sabit. Bunun üstüne Vergi Usul Kanunu (VUK) var; defterlerin nasıl tutulacağını, hangi belgenin kaydedileceğini, yevmiye defterinden mizan cetvelinin nasıl çıkarılacağını düzenliyor. Bir muhasebeci bu kurallara göre yetişiyor, bu kurallara göre çalışıyor. Kullandığı program bu kurallara göre tasarlanmamışsa, program onun için işe yaramaz. Nokta.Peki neden ERP projeleri bunu baştan görmüyor? Çünkü çoğu yazılım satıcısı programı ‘genel’ bir çözüm olarak sunar. Yurt dışında geliştirilmiş ya da yurt içinde geliştirilmiş ama ihracat hedeflenerek hazırlanmış programlar, hesap planını sonradan ‘yerelleştirme’ modülüyle eklemeye çalışır. Bu yaklaşım kâğıt üzerinde mantıklı görünür. Ama uygulamada şu sorunu doğurur: muhasebecinin ekranda gördüğü hesap kodu listesi, kafasında otuz yıldır yerleşmiş Tek Düzen’le örtüşmüyor. Yevmiye girişi yaparken hangi koda gideceğini bulamıyor. Mizan aldığında rakamlar tanıdık gelmiyor. Bir pazar tezgâhındaki fiyat etiketleri yanlış yerleştirilmiş gibi; her şey var ama hiçbir şey yerinde değil.Burada asıl teze gelmek gerekiyor. Birçok kişi şöyle düşünür: ‘Muhasebe mevzuatı ERP’yi kısıtlıyor.’ Yanlış. Doğrusu şu: mevzuat ERP’nin omurgasını oluşturuyor. Kısıt gibi görünen şey aslında bir çerçeve — ve bu çerçeve doğru okunursa projenin en büyük yol göstericisi haline gelir. TDHP’nin hesap numaraları bana şunu söyler: bu firmada alacak takibi nerede başlar, stok hangi hesapta yürür, maliyet nasıl bölünür. Bu bilgiyi ERP kurulumunun ilk haftasında masaya yatırırsan, hangi modülden başlayacağını, hangi sırayla ilerlemeniz gerektiğini ve hangi ekranda hangi alanın zorunlu olduğunu anlarsın. Mevzuatı atlayıp ‘önce teknolojiyi kuralım, sonra muhasebeciye gösteririz’ dersen, iki ay sonra patron gibi sinirle odaya girersin.Temsili bir senaryo olarak şunu aktarabilirim: bir firma faturalarını programa işlemeye başladı, ama KDV hesapları ayrı tutulmamıştı. Program KDV’yi net satış fiyatına dahil ediyordu. Yüzlerce fatura yanlış kaydedilmişti. Bunları düzeltmek için harcanan süre, kurulumun kendisinden uzun sürdü. Peki bu hatanın kaynağı ne? Program değil. Kurulum süreci başlarken VUK’un KDV kayıt zorunluluğu hiç masaya yatırılmamıştı. ‘Program KDV hesabını bilmiyor muydu?’ diye sorarsan yanıt hayır, biliyordu. Ama kimse kurulum aşamasında bunu doğru parametreye bağlamamıştı. Mevzuat baştan okunmamıştı.Şimdi pratiğe geçelim. Bir fabrikada ya da ticaret şirketinde bilgisayarlı muhasebe kurmaya karar verdiniz. Pazartesi sabahı ne yapmanız gerekiyor? Birinci adım: muhasebeciniyle ve varsa maliyetçinizle otur; ellerindeki defterlerden ve cetvellerden başla. Hangi hesapları en çok kullanıyorlar? Hangi kayıt türleri her gün tekrar ediyor? Stok girişi mi, fatura mı, banka hareketi mi? Bu listeyi çıkar. İkinci adım: seçeceğin programın TDHP’ye uygun hazır hesap planı getirip getirmediğini sor. ‘Genel hesap planı var’ değil — ‘Türkiye Tek Düzen Hesap Planı var’ deyin. Farkı sormaktan çekinme. Üçüncü adım: KDV kayıt yapısına bak. Türkiye’de KDV, satış faturasından ayrı bir hesaba işleniyor. Program bunu otomatik mi yapıyor, yoksa elle mi girilmesi gerekiyor? Bunları öğrenmeden sözleşme imzalama. Dördüncü adım: muhasebecine programı bizzat kullandır, sunum izletme. İki saatlik gerçek kayıt seansı, hiçbir sunumun gösteremeyeceğini gösterir.Gaziantep’teki o fabrikaya geri dönelim. Muhasebecinin elini klavyeye götürmeme sebebi tembellik değildi. Ekranda gördüğü hesap kodları onun dilinde konuşmuyordu. Projeyi düzeltmek iki hafta sürdü; ama o iki hafta baştan harcanmış olabilirdi, mevzuat gerçekten okunmuş olsaydı. Teknik kurulum meselesi değildi bu. Muhasebe hukukunu bilen biri projeye dahil edilmemiş, ya da dahil edilmişti ama sözü dinlenmemişti. Bugün aynı soruyu sorarım: bir ERP projesine başlarken odada en az bir kişi VUK’un ilgili maddelerini biliyor mu? Hayırsa, projeyi durdurun. Teknoloji bekleyebilir. Mevzuat beklemiyor.
Yerel Muhasebe Mevzuatı ERP Tasarımını Nasıl Şekillendirir?
Gökhan MERCANOĞLU
Teknoloji Danışmanı & Yazar
ERP, CRM, otomasyon, yapay zekâ ve kurumsal teknoloji stratejisi üzerine yazan bağımsız teknoloji danışmanı.
ERP ve Kurumsal Yazılım — Daha Fazla Tümünü gör →
ERP ve Kurumsal Yazılım — Tüm Yazılar
ERP ve Kurumsal Yazılım kategorisindeki yazıları gör →