Sistemi hiç kullanmadılar. Program mükemmeldi; moduller eksiksiz kurulmuştu, veriler aktarılmıştı, eğitim de verilmişti. Ama Konya’daki 312 çalışanlı metal işleme ve makine imalat firmasında ERP canlıya geçişin üzerinden sekiz hafta geçmişti; saha ekibinin büyük bölümü hâlâ eski Excel tablolarına, bir kısmı da kâğıt formlarına bakıyordu. Proje danışmanı ‘teknik sorun yok’ diyordu. İnsan kaynakları müdürü ‘eğitimi tamamladık’ diyordu. Peki nerede duruyordu mesele? Tam da bu noktada, çoğu ERP projesinin görmek istemediği o kör noktada: yazılım hazırdı, insanlar değildi.Dijital dönüşüm yazınında ‘insan faktörü’ ifadesi son derece bol kullanılıyor; ama çoğunlukla bir ek madde gibi, teknik kapsam tamamlandıktan sonra hatırlanan bir başlık gibi işlev görüyor. Buradaki temel yanılgı şu: zihniyet değişimi bir değişim yönetimi programıyla ayrıca çözülecek bir sorun değildir; yazılım projesinin kendisidir. Bu ikisini birbirinden ayıran her proje yapısı, başarısızlığını tasarım aşamasında kendi eliyle inşa ediyor. Söylemesi kolay görünüyor; ama Türkiye’deki yüzlerce ERP projesine baktığınızda örüntü tutarlı: bütçenin yüzde sekseninden fazlası lisans, altyapı ve teknik danışmanlığa gidiyor; değişim yönetimine düşen pay ise proje kapsamının kenar notu olmaktan öteye geçmiyor.2022 yılının Türkiye bağlamı bu sorunu daha da keskinleştiriyor. Rekor enflasyon altında satın alma kararları zaten zorlaşmış durumda; bir orta ölçekli imalat firması için bulut ERP abonelik maliyeti döviz bazlı seyrediyor ve bu maliyet her ay değişiyor. Böyle bir ortamda yönetim kurulunun zihninde ‘bu yazılım çalışmak zorunda’ baskısı artıyor; ama paradoks olarak bu baskı, değişim yönetimine ayrılan zamanı ve bütçeyi kısaltıyor. ‘Hızlı sonuç alalım’ refleksi devreye giriyor; modüller sıkıştırılmış bir takvimle canlıya alınıyor, kullanıcı hazırlığı sistematik bir programla değil birkaç toplantıyla ikame ediliyor. Konya’daki firmada tam olarak bu olmuştu: on dört aylık proje planının son dört ayı, kur baskısı ve yönetim sabırsızlığı nedeniyle altı haftaya sıkıştırılmıştı. Teknik takvim tutturuldu; insan takvimi hiç başlamadı.Peki alışkanlık değişimi gerçekte nasıl çalışıyor? Nörobilim bize şunu söylüyor: yerleşik bir alışkanlık, yeni bir bilgiyle değil yeni bir tekrarla değişiyor. ‘Şimdi bu butona bas’ diye öğreten bir eğitim oturumu, beş yıldır aynı Excel sütununa giren bir muhasebe elemanının kasını değiştirmiyor. Değişim, o kişinin yeni davranışı kendi iş akışında tekrarladığı, hatalarının güvenli bir ortamda düzeltildiği ve yeni sistemin eski sistemden ‘daha az yorucu’ olduğunu vücuduyla öğrendiği bir süreçte gerçekleşiyor. Bu süreç haftalarla değil aylarla ölçülüyor. Burada pratik bir kırılma noktası var: çoğu eğitim programı sistemi öğretiyor, işi öğretmiyor. Saha amiri ERP’ye bir siparişi nasıl gireceğini biliyor olabilir; ama müşteri gecikme itirazı geldiğinde o şikâyeti sistemde nasıl takip edeceğini, hangi modüle gideceğini ve hangi çıktıyla amirini bilgilendireceğini bilmiyor. Eğitim ‘tıklama’ öğretiyor; iş akışı öğretmiyor. Bu fark, sistemi kullanan ile sistemi bypass eden çalışanı birbirinden ayıran çizginin ta kendisi.Direnç yönetimi ise çoğu zaman yanlış tanı alıyor. ‘Çalışanlar değişime kapalı’ söylemi, aslında yönetimin kendi iletişim başarısızlığını dışsallaştırmasının zarif bir biçimi. Gerçek direncin kaynaklarına baktığınızda tablo farklı görünüyor: belirsizlik korkusu (yeni sistemde hata yaparsam ne olur?), statü kaybı endişesi (eski sistemde uzman olan ben, yeni sistemde acemiyim), ve iş yükü algısı (şu an hem eski işi hem yeni sistemi öğreniyorum, bu geçici mi?). Bu üç kaynağın hiçbirini bir toplantıyla veya ‘değişime direnmeyin’ mesajıyla çözmek mümkün değil. Konya’daki firmada yapılan geç saatte bir müdahale, tam da bu kaynaklara dokunduğunda somut bir fark yarattı: her departmandan birer ‘sistem şampiyonu’ belirlendi, bu kişilere kendi gruplarında destek verecekleri zaman ve araç tanındı, ve ilk altı haftadaki hatalar cezalandırılmak yerine öğrenme verisi olarak ele alındı. Sistem kullanım oranı sekiz hafta içinde yüzde yirmi üçten yüzde yetmiş bire çıktı. Yazılımda tek satır kod değişmemişti.Burada bir çekince koymak gerekiyor: sistem şampiyonu modeli her şirkette aynı sonucu vermiyor. Bu modelin çalışması için üst yönetimin görünür desteği ve şampiyonlara tanınan gerçek bir zaman koruması şart. Patronun ‘hem üretiminizi sürdürün hem sistemi öğretin’ beklentisi altında çalışan bir şampiyonun yapabileceği çok az şey var. Türkiye KOBİ yapısında patronun zımni beklentileri resmi rol tanımlarının önüne geçiyor; bu gerçeklikle yüzleşmeden tasarlanan değişim programları, kâğıt üzerinde mükemmel görünse bile sahada işlemez. Yetkinlik gelişimi programı tasarlarken şu soruyu sormak gerekiyor: bu firmada patron neyi ödüllendiriyor, neyi görünmez kılıyor? Cevap, programın gerçek mimari kısıtını ortaya koyar.O Konya firmasına dönelim. Bugün sistem çalışıyor; stok tutarsızlıkları yüzde kırk sekiz azaldı, gecikme bildirimleri artık ERP’den otomatik çıkıyor. Ama bu sonuca ulaşmak için canlıya geçişten dört ay sonra ek bir değişim müdahalesi gerekti; bu da projeye planlanmamış maliyet ve zaman yükledi. Sonuç iyi; süreç gereksiz yere sancılıydı. Asıl ders şu: değişim yönetimini teknik teslimattan sonraya bırakmak, yangın söndürme ekibini binayı inşa ettikten sonra çağırmak kadar mantıksız. Peki kendi firmanızda bu takvimi tersine çevirecek kurumsal irade var mı? Patronun sabırsızlığı karşısında değişim sürecine gereken zamanı koruyabilecek bir proje sponsoru var mı? Bu iki soruya dürüst yanıt veremiyorsanız, yazılım bütçesini onaylamadan önce biraz daha bekleyin.
Dijital Dönüşümde İnsan Faktörü: Değişmeyen Zihin Yeni Sistemi Taşıyamaz
Gökhan MERCANOĞLU
Teknoloji Danışmanı & Yazar
ERP, CRM, otomasyon, yapay zekâ ve kurumsal teknoloji stratejisi üzerine yazan bağımsız teknoloji danışmanı.
ERP ve Kurumsal Yazılım — Daha Fazla Tümünü gör →
AI Destekli ERP, CRM ve BI Seçerken Hangi Kriterler Gerçekten Önemli?
Data First Yol Haritası: Veri Kalitesi, Sahiplik ve Veri Ürünü Nasıl Kurulur
Blockchain’in 2022 Sınavı: Pilot Aşamasından Çıkamayan Projeler ve Asıl Neden
Low-code Platformlar Vatandaş Geliştiriciyi Özgürleştirir — Ama Yönetişim Çerçevesi Yoksa Sadece Gölge BT’nin Lisanslı Versiyonunu Üretir
ERP ve Kurumsal Yazılım — Tüm Yazılar
ERP ve Kurumsal Yazılım kategorisindeki yazıları gör →