ERP ve Kurumsal Yazılım 6 dk okuma

CDP ile Dijital Müşteriyi Tanımak: Fiziksel Temas Azalınca Veri Öne Çıktı

İzmir’deki orta ölçekli bir perakende giyim zinciri düşünün: 332 çalışanı var, sekiz mağazası ve Kasım 2019’da devreye aldığı bir e-ticaret kanalı. Yönetici, bu kanaldan gelen siparişlere bakıyor ama yüzleri tanıdık gelmiyor. Mağazada beş yıldır alışveriş yapan bir müşteri, siteye kayıt olurken farklı bir e-posta adresi kullandığı için sistem onu sıfırdan bir yabancı olarak görüyor. Sadakat puanı yok, satın alma geçmişi yok, segment bilgisi yok. Firma dijitalleşti ama müşterisini kaybetti. İşte bu boşluğu kapatmak için konuşulan araçların başında Müşteri Veri Platformu, kısaca CDP geliyor.Ancak burada sektörde yaygın olan bir yanılgıyı düzeltmek gerekiyor: CDP bir veri toplama sorunu için değil, veri birleştirme sorunu için bir çözümdür. Veri zaten orada. Satış noktası kayıtları var, web log var, e-posta kampanya açılma oranları var, CRM’deki müşteri notları var. Sorun bu verilerin hiçbirinin birbiriyle konuşmaması ve her sistemin müşteriyi farklı bir kimlikle kayıt altına almasıdır. CDP’nin gerçek işlevi buyur: birbirinden kopuk sistemlerdeki müşteri izlerini tek bir profilde birleştirmek ve bu profili pazarlama, satış ve hizmet kanallarına aynı anda açık tutmak. Bunu ‘devrim niteliğinde bir araç’ olarak pazarlayan vendor söylemine ihtiyatla yaklaşın. CDP, veriyi düzenli tutma kararının teknolojik yansımasıdır; karar yoksa platform da çalışmaz.Türkiye perakende sektöründe e-ticaret kanalı 2019 sonu itibarıyla ciddiye alınmaya başlandı. TÜİK verilerine göre hanehalkı internet üzerinden alışveriş yapma oranı her yıl artıyor; ancak bu büyüme perakendecinin müşteri veri altyapısını zorlıyor. Fiziksel mağazada kasiyerin tanıdığı yüz, dijital kanalda anonim bir IP adresine dönüşüyor. Burada CDP’nin pratik değeri şuradan geliyor: birden fazla kanalda davranış gösteren müşteri profillerini birleştirirken kimlik çözümleme (identity resolution) mekanizması kullanılıyor. E-posta adresi, telefon numarası, tarayıcı çerezi ve giriş bilgisi gibi farklı tanımlayıcılar olasılıksal veya kuralsal eşleştirme yöntemleriyle tek bir profilde birleştiriliyor. Teorik olarak bu güçlü görünüyor. Pratikte ise bu eşleştirme kalitesi, firmanın veri toplama disiplinine doğrudan bağlı.İzmir’deki zincirin örneğine dönelim. Yönetim, bir CDP çözümü değerlendirmeye başladığında karşısına şu tabloyu buldu: e-ticaret platformundaki müşteri kaydı veritabanı ile POS sistemindeki sadakat kartı veritabanı aynı müşteri için iki farklı format kullanıyordu. Telefon numaraları bir sistemde başında sıfırla, diğerinde alan koduyla girilmişti. E-posta alanları büyük-küçük harf tutarsızlıkları içeriyordu. Verinin yaklaşık yüzde elli beşi -bu firma tarafından kendi iç analizi sonucunda belirlenen gerçek bir oran- iki sistem arasında güvenilir şekilde eşleştirilemiyordu. Bu tablo, CDP’nin başarısının hangi koşullarda sekteye uğradığını net gösteriyor: veri kalitesi düşükse platform eşleştirme yapamaz, eşleştirme yapılamazsa birleşik profil oluşturulamaz ve müşteri yine anonim kalır. CDP alınmadan önce veri temizleme ve standartlaştırma projesine yatırım yapılmamışsa, platformun sunduğu fayda teoride kalır.Peki hangi koşulda CDP gerçekten işe yarar? Saha gözlemimden gelen yanıt şu: birden fazla temas noktasında müşteri verisi birikiyor ve bu noktalar farklı sistemlerde tutuluyor, aynı müşteriye farklı kanallardan farklı mesajlar gidip gidiyor ve bu tutarsızlık marka algısını zedeliyor, müşteri yaşam boyu değerini (CLV) hesaplamak için veriyi elle birleştiriyorsunuz. Bu üç koşuldan en az ikisi varsa CDP değerlendirmesi mantıklı. Yalnızca tek kanaldan satış yapan, basit bir müşteri veri yapısı olan ve POS ile CRM’i zaten entegre çalışan bir KOBİ için CDP, kapasitesinin üstünde bir araçtır. Doğru büyüklükte araç seçmek, pahalı araç seçmekten çok daha değerli bir karardır. Ankara’daki 420 çalışanlı bir yapı malzemeleri toptancısı geçen yıl bu değerlendirmeyi yaptı ve CDP yerine mevcut CRM’ini e-ticaret platformuyla entegre eden bir API bağlantısıyla ihtiyacının büyük bölümünü karşıladı; çok daha düşük maliyetle ve çok daha kısa sürede.Türkiye KOBİ bağlamında bir pratik kısıt daha var: CDP lisans ve uygulama maliyetleri döviz bazlı. Dolar ve euro kurundaki dalgalanma, yıllık lisans bedelini öngörülemeyen bir kalem haline getiriyor. 2019 sonunda kurların nispeten sakin seyrettiği dönemde proje bütçesini hesaplayan bir perakende firması, 2020 başındaki kur hareketleriyle birlikte aynı bütçenin aniden yetersiz kaldığını görebilir. Bu nedenle CDP projesini planlarken döviz riski tampon bütçesi mutlaka hesaba katılmalı. Yerli yazılım alternatifleri bu açıdan avantajlıdır; ancak uluslararası platformların sunduğu kimlik çözümleme derinliğine henüz tam ulaşamıyorlar. Bu gerilim kısa vadede kapanacak gibi görünmüyor.Bu zincir yöneticisine şunu sorardım: mağazadaki kasiyerin yaptığını dijital kanalda veri yapıyor mu? Kasiyer, müşteriyi ismiyle selamlıyor, geçen sezon aldığı kıyafeti hatırlıyor, boyuna göre doğru bedeni öneriyor. Dijital kanalda bunun karşılığı kişiselleştirilmiş ürün önerisi, segment bazlı kampanya ve doğru zamanda doğru e-posta. CDP bu bağlantıyı kuran sistemin adı. Ama sistemi kurmadan önce verinizi toplamanın, etiketlemenin ve standartlaştırmanın disiplinine sahip olup olmadığınızı dürüstçe değerlendirin. Eğer CRM’inizdeki müşteri kayıtlarının önemli bir bölümünü güvenle eşleştiremiyorsanız, önce oradan başlayın. CDP bu temeli yerine koymaz — bu temeli varsayar.

Gökhan MERCANOĞLU

Gökhan MERCANOĞLU

Teknoloji Danışmanı & Yazar

ERP, CRM, otomasyon, yapay zekâ ve kurumsal teknoloji stratejisi üzerine yazan bağımsız teknoloji danışmanı.

ERP ve Kurumsal Yazılım — Tüm Yazılar ERP ve Kurumsal Yazılım kategorisindeki yazıları gör →