İstanbul’daki orta ölçekli bir factoring şirketini düşünün: 287 çalışan, aktif müşteri portföyünde yaklaşık dört yüz küçük ve orta ölçekli işletme, bunların büyük çoğunluğu tekstil ve gıda sektöründen alacak devirleyen tedarikçiler. Müşteri yöneticileri müşteriyle yaptıkları görüşmeleri kimin hangi klasörde tuttuğunu bilemiyor; bir firmanın limit geçmişine ulaşmak için muhasebe, risk ve operasyon birimlerine ayrı ayrı e-posta atılması gerekiyor. Yönetim bu tabloya CRM yazılımıyla çözüm arıyor. Mantıklı görünüyor. Oysa buradaki asıl sorun yazılım değil — sürecin kendisi. CRM satın almak, dağınık bir süreci hızlandırır; düzeltmez. Bu makaledeki tez şu: factoring şirketlerinde CRM projeleri çoğunlukla yanlış sırayla yürütülüyor ve bu yanlış sıra, projenin teknik olarak başarılı ama operasyonel olarak faydasız bitmesine yol açıyor.Factoring, özü itibarıyla bir güven ve bilgi işidir. Bir müşterinin alacaklarını devralıp onlara karşılık finansman sağlamak, o müşterinin ticari davranışını, sektörünü ve borçlularının ödeme alışkanlıklarını tanımayı gerektiriyor. Kurumsal bankacılıktan farklı olarak factoring ilişkisi genellikle daha kısa vadeli, daha tekrarlayan ve çok daha operasyonel bir temas yoğunluğuna dayanıyor: limit talebinden tahsilat takibine, itiraz yönetiminden yenileme görüşmesine kadar müşteri yöneticisi haftada birden fazla kez aynı firmayla farklı konularda temas kuruyor. Bu temas sıklığı, bilgiyi merkezileştirmenin neden bu kadar kritik olduğunu gösteriyor. Ama merkezileştirme bir yazılım sorunuyken, bilginin ne olduğunu tanımlamak bir süreç sorunudur. Pek çok factoring şirketi bu ikisini birbirinden ayırmadan projeye başlıyor.Bir CRM projesine başlamadan önce yanıtlanması gereken üç temel soru var. Birincisi: müşteri yöneticisi hangi bilgiyi, ne zaman, hangi amaca hizmet etmek için kayıt altına alıyor? İkincisi: bu bilgi şu anda nerede yaşıyor — excel dosyasında mı, e-posta arşivinde mi, yoksa telefon notlarında mı? Üçüncüsü: risk, operasyon ve satış ekipleri bu bilgiyi birbirinden bağımsız mı üretiyor, yoksa aynı veri setini farklı gözlerle mi okuyor? Bu soruların yanıtı olmadan kurulan CRM sistemi, mevcut karmaşayı bir ekrana taşımaktan ibaret kalıyor. Temsili bir vakayı ele alalım: Ankara’da faaliyet gösteren, ağırlıklı olarak inşaat sektörü müşterilerine hizmet veren bir factoring şirketi, satış ekibinin görüşme notlarını CRM’e düzenli işlediğini ama risk ekibinin aynı sistemdeki müşteri limitlerini güncellemediğini fark ediyor. Sonuç: müşteri yöneticisi sisteme bakıyor, güncel olmayan bir limite göre teklif yapıyor ve müşteriye yanlış bilgi veriyor. Sorun yazılımda değil — kimin hangi veriden sorumlu olduğunu tanımlayan süreç tasarımında.Factoring sektöründe CRM’in en kritik entegrasyon noktası limit ve risk veriyle kurulan bağlantıdır. Bir müşteri yöneticisinin CRM’de görmesi gereken şey yalnızca görüşme tarihleri ve teklif notları değil; o firmanın kullanılmış limiti, vadesi geçmiş alacakları, borçlu çeşitliliği ve sektör bazındaki risk puanı. Bu verilerin tamamı genellikle farklı sistemlerde yaşıyor: muhasebe yazılımında, risk modellemesinde ya da operasyonel takip tablolarında. CRM bu sistemlerle entegre olmadan, müşteri yöneticisi görüşmeye gitmeden önce dört farklı ekrana bakmak zorunda kalıyor. Bu entegrasyon teknik bir sorun olduğu kadar bir yetki sorunudur da. Risk ekibi kendi verilerini dışa açmak istemiyor; satış ekibi limit bilgisine anlık erişim istiyor; operasyon ise her iki taraftan bağımsız çalışmayı tercih ediyor. Bu gerilimleri çözmeden kurulan CRM projesi, birleştirdiği kadar böler. Entegrasyon mimarisini kurmadan önce bu yetki ve paylaşım sorularını masaya yatırmak, projenin başarı şansını belirgin biçimde artırıyor.Kullanıcı alışkanlıkları meselesi, factoring özelinde ayrı bir tartışmayı hak ediyor. Müşteri yöneticileri çoğunlukla sahada ya da telefonda geçirdiği zamanı daha değerli bulan, sisteme veri girmekten kaçınan bir profildir. Bu alışkanlık CRM’in düşmanıdır; çünkü CRM’in değeri doğrudan veri kalitesine bağlıdır, veri kalitesi ise girdi disiplinine. Sahada karşılaştığım tabloda, müşteri yöneticilerinin sisteme veri girme sıklığı projenin ilk altı haftasında oldukça yüksek seyrediyor — proje ekibinin baskısı ve yönetim ilgisi sayesinde. Yedinci haftadan sonra bu sıklık düşüyor. On dördüncü haftada sistem, giriş yapanların sadece üçte biri tarafından düzenli kullanılıyor. Bu örüntü factoring’e özgü değil ama factoring’de sonucu daha kritik: bilgi girmeyenin portföyü görünmez hale geliyor ve müşteri devir süreçleri sekteye uğruyor. Çözüm, sistemi güzelleştirmek değil — görüşme notunu kaydetmeyi iş sürecinin zorunlu bir adımı haline getirmek. Bunu yapmanın yolu ise yazılım değil, yönetim disiplini ve ölçüm.Yönetim beklentileri de bu denkleme dahil edilmeli. Factoring şirketinin genel müdürü ya da satış direktörü CRM’den çoğunlukla iki şey bekliyor: müşteri yöneticisinin sahada ne yaptığına dair görünürlük ve portföydeki fırsat büyüklüğünü ölçme imkânı. Bu beklentiler meşru ama sırası önemli. Görünürlük ancak veri disiplini sağlandıktan sonra anlamlı hale geliyor; veri disiplini ise süreç tasarımından önce geliyor. Yönetim CRM raporlarını görmek istiyorsa önce ‘hangi veriyi kim giriyor, ne zaman giriyor, hangi kriterle doğrulanıyor?’ sorularını cevaplamalı. Bu soruları atlamak, yöneticinin altı ay sonra boş tablolarla karşılaşmasına neden oluyor — yazılım çalışıyor ama içi boş. Peki yönetim bu soruları proje başlamadan soruyor mu? Nadir. Çünkü yazılım seçimi genellikle süreç tasarımından önce yapılıyor; satıcı demo gösteriyor, karar veriliyor ve süreç soruları projenin ikinci haftasında ortaya çıkıyor.Factoring sektöründe CRM projesine hazırlanan bir yöneticiye şunu söylüyorum: önce bir hafta boyunca müşteri yöneticilerinizden birinin sahada ne yaptığını takip edin. Hangi bilgiyi nereden alıyor, nereye yazıyor, hangi kararı hangi veriyle veriyor — bunu gözlemleyin. Ardından bu bilgi akışını kâğıda çizin. Sistemi seçmeden önce bu haritayı tamamlayın. Yazılım bu haritanın dijital karşılığı olmalı; haritayı siz oluşturmalısınız, satıcı değil. Uygulamalı öneri şu: müşteri yöneticileriyle üç günlük bir atölye yapın — her birinden ‘bir müşteriyle ilk temasan sonraki 48 saatte hangi adımları atıyorsun?’ sorusunu yazılı yanıtlamasını isteyin. Yanıtlar birbirinden farklıysa, önce bu farklılıkları giderin. Sonra CRM satın alın. Tersi yapıldığında sistem devreye giriyor ama kullanılmıyor. Bu görünümde başarı gibi duran ama özünde başarısız bir proje — ve factoring sektöründe bu tablo düşündüğünüzden çok daha yaygın.
Factoring Şirketleri CRM’i Yanlış Anladığında Ne Olur?
Gökhan MERCANOĞLU
Teknoloji Danışmanı & Yazar
ERP, CRM, otomasyon, yapay zekâ ve kurumsal teknoloji stratejisi üzerine yazan bağımsız teknoloji danışmanı.
Finans, Muhasebe ve Nakit Yönetimi — Daha Fazla Tümünü gör →
Değer Üretmeyen Dijital Dönüşüm Projesi Artık Saklanamıyor
KOBİ’ler İçin 2020 Dijital Dönüşüm Öncelikleri: Krizi Atlatmak İçin Neye Yatırım Yapmalısınız?
Process Mining ile Finansal Kapanış Süreçlerinde Gecikmeleri Bulmak
Fidye Yazılımı Saldırısına Yönetici Hazırlığı: Karar Protokolü ve Kurtarma Planı
Finans, Muhasebe ve Nakit Yönetimi — Tüm Yazılar
Finans, Muhasebe ve Nakit Yönetimi kategorisindeki yazıları gör →