ERP ve Kurumsal Yazılım 5 dk okuma

Su Pompası Üreticisinde ERP: İhtiyaç Analizi Atlanırsa Sistem Çalışmaz

ERP projesinin en pahalı satırı lisans ücreti değildir. Konyalı bir su pompası üreticisiyle geçirdiğim ilk toplantıda bu gerçek çok net ortaya çıktı. Firma, 284 çalışanı, endüstriyel ve tarımsal pompa serisi, Türkiye genelinde 40’ı aşkın yetkili servis ağı ve aktif bir ihracat hattıyla ciddi bir ölçeğe ulaşmıştı. Ama satış siparişi, servis kayıtları, üretim planlaması ve finans birbirinden kopuk dört ayrı dosya sisteminde ilerliyordu. Yönetim kurulu aylık kapanışı yapamıyor, fabrika müdürü hangi siparişin öncelikli olduğunu e-posta zincirine bakarak çözmeye çalışıyor, servis bölümü yedek parça stoğunu Excel’de tutuyordu. ERP satın almak bu duruma çare gibi görünüyordu. Asıl sorun ise daha önce başlamıştı: kimse hangi süreci gerçekten entegre etmek istediğini somut olarak tanımlamamıştı.Makine imalatçılarında ERP uygulamaları, perakende veya hizmet sektöründen yapısal olarak farklıdır. Pompa üretiminde her siparişin arkasında teknik bir spesifikasyon var: basma yüksekliği, debi değeri, motor gücü, malzeme seçimi. Müşteri siparişi ile üretim emri arasındaki bu teknik köprüyü kurmayan bir ERP sistemi, satışın üretimi tetiklediği zinciri asla doğru kuramaz. Konya’daki bu firmada durum tam olarak buydu. Satış ekibi siparişi kendi formlarında alıyor, fabrika müdürüne faks veya e-posta ile iletiyordu. Üretim planlama bu bilgiyi kendi Excel tablosuna yeniden giriyordu. Aynı veri, iki kez iki farklı yerde manuel olarak oluşturuluyor ve iki ayrı hata riski taşıyordu. Proje öncesinde yapılan süreç haritalama çalışmasında, bir siparişin sisteme tam olarak işlenmesi ortalama üç iş günü alıyordu. Bu sürenin %57’si veri girişi ve doğrulama içindi; üretim henüz başlamamıştı bile.Servis bölümü ayrı bir anlık tablo sunuyordu. Yetkili servislerden gelen arıza bildirimleri telefon veya faksla geliyor, bir servis koordinatörü bunları bir deftere not alıyor, yedek parça talebi ise ayrı bir muhasebe kalemine işleniyordu. Servis tarihi ile garanti durumu birbirine bağlı değildi. Bir müşteri garantisi dolmuş bir pompa için servis talep ettiğinde, servis ekibi bunu ancak satış departmanından teyit alarak öğrenebiliyordu. Bu köprüyü kurmak, servis-satış entegrasyonunun neden sadece CRM meselesi değil, doğrudan üretim kaydı meselesi olduğunu ortaya koydu. Pompa seri numarasından geriye gidip hangi üretim partisinden çıktığını, hangi malzeme lotundan beslendiğini görebilmek; hem kalite takibi hem garanti yönetimi için temel koşuldu. ERP bu bağlantıyı kurabilir, ama yalnızca seri numarası ve üretim parti kaydı başından beri sisteme doğru girildiyse.Finans entegrasyonu konusunda ise firmada en yoğun direnç buradaydı. Muhasebe departmanı, o güne kadar kendi yazılımıyla aylık kapanışı yapıyordu. ERP’nin finans modülüne geçmek demek, muhasebe ekibinin on yıla yakın alışkanlığını değiştirmesi demekti. Daha somut söylersek: cari hesap takibi, kasa, banka ve yevmiye kayıtları yeni bir arayüzde yeniden öğrenilmek zorundaydı. Bu noktada çok önemli bir pratik sorunla karşılaştık. Firmada e-Beyanname uygulaması aktifti ve GİB sistemine bağlı beyanname akışı kesintisiz çalışıyordu. ERP’nin muhasebe modülü bu akışla uyumlu mu, beyanname verisi çift girişe neden olmadan nasıl aktarılacak? Bu soruyu yeterince erken sormayan projeler, go-live gününde muhasebe bölümü iki sistemde aynı anda çalışmak zorunda kalır ki bu hem verimsizdir hem de hata riski taşır. Firmada bu uyumu 11 haftalık paralel çalışma döneminde sağladık; ERP finans modülü ile mevcut e-Beyanname altyapısı arasında dosya aktarımı temelli bir köprü kuruldu.Kullanıcı alışkanlığı meselesi proje sürecinin en hafife alınan boyutuydu. Fabrika zeminindeki operatörler, üretim emirlerini kağıt formdan takip etmeye alışkındı. ERP, onların terminalden veri girmesini gerektiriyordu. Terminale erişim vardı, ADSL bağlantısı ofis katında çalışıyordu, fabrika zeminine yerel ağ uzatılmıştı. Ama yeni alışkanlığı kazandırmak eğitim değil tekrar gerektiriyordu. Eğitim salonunda öğrenilen bir şey, üretim baskısı altında unutulur. Bu nedenle üretim modülünün devreye alınmasını satış ve finans modülünden 6 hafta sonraya aldık ve o 6 haftayı sahada refakat sürecine ayırdık. Bu karar sonuç değiştirdi. Üretim veri giriş doğruluğu ilk iki ayda %73 düzeyine ulaştı; benzer projelerde bu oran devreye alma anında çok daha düşük seyreder ve hata düzeltme maliyeti katlanır.Projenin sonunda şunu söyleyebilirim: ERP, bir pompa üreticisinde dört bölümü ortak bir veri zeminine taşımak için güçlü bir araçtır. Ama bu araç yalnızca süreç haritası çizildikten, entegrasyon noktaları tek tek tanımlandıktan ve kullanıcı alışkanlığına yatırım yapıldıktan sonra değer üretir. Konya’daki bu firma, 11 aylık proje sonunda sipariş-üretim döngüsünü 3 iş gününden 4 saatin altına indirdi; servis ekibi garanti sorgusunu telefonla muhasebe aramak yerine doğrudan sistemden görebilir hale geldi; aylık muhasebe kapanışı haftalarca süren bir süreçten 3 güne indi. Bunlar yazılımın değil, doğru analiz edilmiş sürecin sonuçlarıdır. Makine imalatında ERP düşünen her yöneticiye şunu soruyorum: sistemi satın almadan önce, bugün birbirinden kopuk kaç sürecinizin hangi noktada birleşmesi gerektiğini kağıda döktünüz mü? O kağıt yoksa, proje bütçesi ne olursa olsun, sonuç hayal kırıklığı olur.

Gökhan MERCANOĞLU

Gökhan MERCANOĞLU

Teknoloji Danışmanı & Yazar

ERP, CRM, otomasyon, yapay zekâ ve kurumsal teknoloji stratejisi üzerine yazan bağımsız teknoloji danışmanı.

ERP ve Kurumsal Yazılım — Tüm Yazılar ERP ve Kurumsal Yazılım kategorisindeki yazıları gör →