ERP ve Kurumsal Yazılım 5 dk okuma

SCM’de Talep Planlama ile Satış Tahmini Nasıl Birlikte Çalışır?

Bir tekstil firması düşünün. Satış ekibi önümüzdeki ay beş yüz top kumaş satacağını söylüyor. Ama depo sorumlusu geçen yılın rakamlarına bakarak üç yüz top sipariş veriyor. Ay sonunda müşteriler malı bulamıyor, bazı ürünler ise rafta bekliyor. Bu senaryo Türkiye’deki pek çok orta ölçekli işletmede her ay yaşanıyor. Sorunun adı basit: satış tahmini ile operasyon planı arasındaki kopukluk.

SCM (tedarik zinciri yönetimi), bir işletmenin hammaddeden müşteriye kadar olan tüm malzeme ve bilgi akışını düzenlemeye çalışan bir yaklaşım. Bu yaklaşımın en kritik parçalarından biri talep planlaması. Talep planlaması, kısaca ‘ne kadar satacağız?’ sorusunun cevabını bulmak ve bu cevabı satın alma, üretim ve depolama kararlarına yansıtmak demek. Ama bu soruyu satış ekibi kendi başına cevaplıyor, operasyon ekibi kendi başına cevaplıyor. İkisi bir araya gelmiyor.

Peki bu iki grup neden ayrı hareket ediyor? Satış ekibi müşteriyle konuşuyor, piyasanın nabzını tutuyor. Ama bu bilgiyi yazılı bir forma dökmüyor, bir tabloya işlemiyor. Operasyon ekibi ise elindeki stok kartlarına ve geçmiş sipariş fişlerine bakıyor. İkisi arasında bilgi alışverişi çoğunlukla haftalık toplantılarda ya da koridorda geçen kısa sohbetlerde kalıyor. Bilgisayar sistemleri ayrı ayrı çalışıyor, hatta bazı firmalarda satış takibi hâlâ kağıt üzerinde yürüyor. Sonuç: depo ya gereğinden fazla mal alıyor ve nakit bağlıyor, ya da az alıyor ve müşteri siparişini zamanında karşılayamıyor.

Bu sorunu çözmenin en pratik yolu, her ay düzenli olarak yapılan ortak bir planlama toplantısı. Bu toplantıya satış müdürü, satın alma sorumlusu ve varsa üretim planlama sorumlusu katılıyor. Toplantının gündeminde tek bir soru var: önümüzdeki ay ne kadar satacağız ve buna göre ne kadar stok tutmalıyız? Satış ekibi elindeki müşteri bilgisini masaya getiriyor. Operasyon ekibi mevcut stok durumunu ve tedarikçi teslim sürelerini paylaşıyor. İkisi birlikte bir sayıya karar veriyor. Bu sayı hem satın alma planına hem de bütçeye yansıyor.

Burada yazılımın rolü devreye giriyor. Eğer işletme bir ERP (kurumsal kaynak planlama) programı kullanıyorsa, satış tahminleri doğrudan stok ve satın alma modüllerine beslenebiliyor. Program, ‘bu tahmine göre şu kadar hammadde veya ürün lazım, elimizde şu kadar var, şu kadar sipariş vermek gerekiyor’ hesabını otomatik olarak yapıyor. Elle hesap yapmak yerine program bu işi üstleniyor. Böylece hem hata azalıyor hem de hesaplama süresi kısalıyor. Ama programın bu hesabı doğru yapabilmesi için önce doğru tahmin rakamının sisteme girilmesi gerekiyor. Yanlış tahmin girersen program da yanlış hesaplıyor. Bilgisayar sistemi sihir değil; içine ne koyarsan onu veriyor.

Aylık ortak toplantının bir diğer faydası bütçeyle uyum. Satış tahmini bütçe rakamlarından çok sapıyorsa bu erken fark ediliyor. Satış müdürü ‘bütçede yüz birim yazdık ama piyasa durgunlaştı, seksen birim daha gerçekçi’ diyebiliyor. Bu bilgi zamanında üretim ve satın alma planına yansıdığında gereksiz stok alımı ve buna bağlı nakit sıkışıklığı önlenebiliyor. Özellikle 2001 krizinin ardından nakit yönetimi her zamankinden daha kritik hale geldi. Fazla stok tutmak, bankadan kredi çekmek kadar pahalıya patlıyor.

Tabii bu sistemin çalışması için birkaç şart var. Önce toplantının düzenli yapılması lazım. Bir ay atlanırsa bilgi birikmeye başlıyor ve bir sonraki toplantıda kimse neyin doğru olduğunu bilemiyor. İkincisi, satış ekibinin tahminlerini gerçekçi tutması gerekiyor. ‘Hedef koyayım, motive olsunlar’ diye şişirilmiş rakam yazmak operasyon ekibini yanıltıyor. Üçüncüsü, stok ve sipariş verilerinin programa düzenli ve doğru girilmesi şart. Programın veritabanı güncel değilse toplantıda bakılan rakamlar da güncel olmuyor. Bu üç şartın hepsi aslında teknoloji sorunu değil, alışkanlık ve disiplin sorunu.

Talep planlamasını satış tahminiyle birleştirmeye karar veren bir KOBİ yöneticisi için en önemli adım şu: önce aylık toplantıyı bir alışkanlık haline getirin, sonra bu toplantının çıktısını programa düzenli olarak aktarın. Yazılım satın almadan önce bile sadece bir Excel tablosu ve düzenli bir toplantı bu kopukluğun büyük kısmını kapatabilir. Programı sonradan almak mümkün; ama toplantı kültürünü kurmak daha uzun sürer ve asıl o kültür olmadan hiçbir yazılım tam çalışmaz.

Gökhan MERCANOĞLU

Gökhan MERCANOĞLU

Teknoloji Danışmanı & Yazar

ERP, CRM, otomasyon, yapay zekâ ve kurumsal teknoloji stratejisi üzerine yazan bağımsız teknoloji danışmanı.

ERP ve Kurumsal Yazılım — Tüm Yazılar ERP ve Kurumsal Yazılım kategorisindeki yazıları gör →