ERP ve Kurumsal Yazılım 5 dk okuma

Bağlantı Elemanları Üretiminde ERP Yazılımını Doğru Kurmak: Önce Süreci Anla, Sonra Programı Aç

Bir cıvata, somun veya vida üreticisinin deposuna girdiğinizde ilk gördüğünüz şey çoğu zaman şudur: her raf farklı bir el yazısıyla etiketlenmiş, stok kartları biri defterde biri kâğıt üzerinde, üretim emri ise ustanın aklında. Bursa’nın organize sanayi bölgesindeki orta ölçekli bir bağlantı elemanları fabrikasında geçen yıl tam bu tabloyla karşılaştım. Fabrikada 312 çalışan vardı, yılda binlerce ton vida ve saplama üretiyorlardı, ama hangi partinin ne kadar hammadde tükettiğini kimse kesin olarak bilmiyordu. Patron bana şunu söyledi: ‘Programa ihtiyacımız var, sisteme girelim, düzelsin.’ Bu cümle iyi niyetliydi. Ama yanlış sıraydı.ERP (kurumsal kaynak planlaması) denen yazılım ailesi, fabrikadaki tüm süreçleri — satın alma, üretim, stok, satış, muhasebe — tek bir ortak sistemde bir araya getirmeye çalışır. Kâğıt defterleri, Excel tablolarını ve telefon notlarını tek bir ekrana taşımak gibi düşünebilirsiniz. Ama bu benzetme eksik kalır. Çünkü defterinizi taşıdığınızda içindeki karmaşayı da taşırsınız. O yüzden ERP kurmadan önce yapılacak ilk iş, süreci masaya yatırmaktır; yazılımı değil.Bağlantı elemanları üretimi, dışarıdan basit görünür. Çelik çubuk gelir, tel çekilir, pres vurulur, vida çıkar. Oysa üretim adımları arasındaki malzeme hareketi, birden fazla yarı mamul kademesi ve farklı paslanmazlık veya çekme mukavemeti sınıflarına göre ayrışan stok yapısı, süreci son derece karmaşık hale getirir. Bu fabrikada M6, M8, M10 ve M12 vida serisi için ayrı hammadde çeşitleri kullanılıyordu. Bir müşteri siparişinin doğru malzemeyle karşılanıp karşılanmadığını anlamak, depo görevlisinin belleğine kalıyordu. Program kurulmadan önce bu malzeme kodlama yapısını netleştirmek birinci adımdır. Kaç farklı ürün tipi var? Her birinin hammaddesi hangi kritere göre ayrışıyor? Bu sorular kâğıda yazılmadan program açılmaz.İkinci büyük sorun üretim emirleridir. Pratikte çoğu küçük ve orta ölçekli fabrikada üretim emri, ya usta dediğinde başlar ya da müşteri sıktırınca açılır. ERP bu düzeni formalize etmek ister: sipariş girer, stokta malzeme var mı kontrol edilir, yoksa satın alma tetiklenir, yetersa üretim emri açılır, iş başlar, iş biter, stok güncellenir. Bu zincir kâğıt üzerinde mantıklı görünür. Ama hayatta çoğu zaman yarıda kalır. Bursa’daki fabrikada şunu gördüm: üretim emri açıldıktan sonra malzeme fiilen teslim alınmadan tezgâha gidiliyordu. Program ne yazarsa yazsın, depo gerçeği ayrıydı. Bunu düzeltmeden kurulum yapmak, bodur temele yüksek bina dikmektir. Önce malzeme teslim alma adımının kim tarafından, hangi belgeyile yapıldığı kararlaştırılmalıdır.Üçüncü alan, muhasebenin üretime bağlanmasıdır. ERP’nin en güçlü yanlarından biri budur: bir vida üretildiğinde hammadde maliyeti otomatik olarak hesaba geçebilir. Ama bu bağlantı kurulmak için ürünlerin bir maliyet yapısı tanımlanmış olmalıdır. Hangi vida hangi çelik kalitesiyle üretiliyor? İşçilik maliyeti nasıl dağıtılıyor? Bu sorular muhasebeci ile üretim sorumlusunun birlikte oturmasını gerektirir. Fabrikaların büyük çoğunluğunda bu iki departman aynı dili konuşmaz. Muhasebeci kalemleri bilir, üretim sorumlusu tezgâhı bilir. ERP projesi bu iki dünyayı zorunlu olarak buluşturur. Bu toplantıyı yapmadan kurulan her sistem, bir süre sonra muhasebecinin kendi Excel’ini, üretim sorumlusunun kendi defterini tutmaya devam ettiği bir yarı işlevli programa dönüşür.Şimdi pratik adımlara geçelim. Fabrika müdürü pazartesi sabahı nereden başlamalı? Birinci adım, ürün listesini çıkarmaktır. Fabrikada kaç farklı mamul üretiliyor? Her birinin bir kodu, bir adı, bir hammadde bileşimi olmalı. Bu liste varsa programa girilir; yoksa önce bu liste yapılır. İkinci adım, tedarikçi ve müşteri kartlarıdır. Program kime sattığınızı, kimden aldığınızı bilmek zorundadır. Bu kartlar temiz ve güncel olmalı; aynı tedarikçi üç farklı isimle kayıtlıysa sistem karışır. Üçüncü adım, açılış stok sayımıdır. Program devreye alınmadan önce depoda fiziksel sayım yapılır ve bu rakamlar programa girilir. Burası en sık atlanan adımdır. ‘Sayım zaman alır’ denir, atlanır, program başlar ama stok rakamları ilk günden yanlıştır. Bursa fabrikasında sayım iki hafta sürdü. Ama o sayım sayesinde stok bilgisi ilk kez gerçeği yansıttı.Bağlantı elemanları üretiminde ERP’ye başlamak için büyük bir bütçe şart değildir. Türkiye’de bu ölçekteki fabrikalara uygun yerli muhasebe entegrasyonlu üretim takip yazılımları mevcuttur. Asıl zorluk yazılımın bedeli değil, kurulumdaki ilk iki ayda süreci sabırlı biçimde tanımlamaktır. Bu süreçte herkesin uymayı kabul ettiği tek bir kural dizisi oluşturulmalıdır: sipariş programa girilmeden üretime başlanmaz; malzeme teslim belgesi imzalanmadan stok düşülmez; muhasebeci kendi Excel’ini kapatır ve programdaki rakamı esas alır. Bu kurallar küçük ve basite görünür. Ama bir fabrikada bu üç kuralı kalıcı olarak yerleştirmek, programın tüm teknik özelliklerini kullanmaktan daha değerlidir.

Gökhan MERCANOĞLU

Gökhan MERCANOĞLU

Teknoloji Danışmanı & Yazar

ERP, CRM, otomasyon, yapay zekâ ve kurumsal teknoloji stratejisi üzerine yazan bağımsız teknoloji danışmanı.

ERP ve Kurumsal Yazılım — Tüm Yazılar ERP ve Kurumsal Yazılım kategorisindeki yazıları gör →