2002’de ERP Projeleri: Kriz Sonrası Verimlilik Arayışının Ana Aracı

Geçen yılın ekonomik çöküşünden sonra çoğu şirket hâlâ kendine geliyor. Satışlar düştü, kredi kapandı, personel azaldı. Ama iş yine de yürümek zorunda. Az kişiyle, az parayla, aynı işi yapmak gerekiyor. İşte tam bu noktada bazı yöneticiler masalarında bir soruyla karşılaşıyor: Elimizdeki kaynakları daha iyi kullanmanın bir yolu var mı? Bu soruya en çok verilen yanıtlardan biri ERP (kurumsal kaynak planlaması) yazılımı kurmak.

ERP, bir şirketin satın alma, stok, üretim, satış ve muhasebe işlerini tek bir bilgisayar sisteminde bir araya getiren yazılımdır. Ayrı ayrı tutulan defterlerin, ayrı ayrı çalışan programların yerine tek bir merkezi sistem geçiyor. Bir bölümde yapılan işlem anında diğer bölümlere yansıyor. Depoya mal girdiğinde muhasebe bunu görüyor. Fatura kesildiğinde stok düşüyor. Bunları ayrı ayrı elle takip etmek yerine program otomatik olarak hallediyor. Kriz öncesinde bu tür sistemler çoğunlukla büyük şirketlerin lüksü sayılıyordu. Şimdi ise orta boy şirketler de bu hesabı yapmaya başlıyor.

Neden şimdi? Çünkü kriz insanları zorladı. Bir tekstil firması düşünün: Krize kadar on kişi yapıyordu bir işi, şimdi beş kişi yapıyor. Beş kişiyle on kişinin işini yapabilmek için her adımın çok daha düzgün yönetilmesi gerekiyor. Hangi malzeme depoda ne kadar? Hangi siparişin teslimat tarihi ne zaman? Hangi müşterinin borcu var? Bu soruların cevabı her gün değişiyor ve bu değişimi kağıt üzerinde ya da birbirinden kopuk programlarla takip etmek giderek zorlaşıyor. ERP bu soruların cevabını tek bir ekranda topluyor. Yönetici sabah işe geldiğinde durumu görebiliyor.

Maliyet kontrolü meselesine gelince, ERP burada gerçekten fark yaratıyor. Kriz döneminde en büyük sorunlardan biri şuydu: Şirketler tam olarak nerede para harcadıklarını bilmiyordu. Hangi ürün kâr ediyor, hangisi zarar ediyor? Hangi müşteriye verilen vade şirketi zarara uğratıyor? Bu soruların cevabı muhasebe defterlerinin derinliklerinde kaybolup gidiyordu. ERP, bu bilgileri gün gün takip etmeyi mümkün kılıyor. Bir imalat firmasında ham madde maliyeti ile satış fiyatı arasındaki fark anlık olarak görülebiliyor. Kârsız çalışan bir ürün grubu hemen fark ediliyor. Bu, kriz sonrasında her kuruşun önem kazandığı bir ortamda küçük bir lüks değil, ciddi bir ihtiyaç.

Stok yönetimi de aynı şekilde kritik hale geldi. Kriz döneminde nakit kıtlaştığında stoğa bağlı para bir yük haline geliyor. Fazla stok tutmak şirketi boğuyor, az stok tutmak ise siparişi kaçırıyor. ERP, stok hareketlerini anlık olarak kaydediyor ve yöneticiye ne zaman, ne kadar sipariş vermesi gerektiği konusunda net bir tablo sunuyor. Elle tutulan stok defterlerinde bu dengeyi kurmak çok daha zor. Program bu hesabı otomatik yapıyor ve gereksiz stok birikiminin önüne geçiyor. Nakit sıkıntısı çeken bir şirkette bu, doğrudan banka hesabına yansıyor.

Ancak her şey kolay değil. ERP kurmak hem para hem zaman istiyor. Yazılımın lisans bedeli var, kurulum var, eğitim var. Üstelik program kurulduktan sonra şirketin çalışma düzeninin de değişmesi gerekiyor. Çalışanlar yeni sisteme alışmak zorunda. Bu süreçte verim geçici olarak düşebiliyor. Bazı firmalar programı kurdu ama tam olarak kullanamadı; sadece muhasebe modülünü açık bırakıp geri kalanını kapattı. Bunun nedeni çoğunlukla eğitim eksikliği ya da yazılımın şirketin gerçek iş akışına uydurulamaması. Kriz sonrasında bütçe kısıtlı olduğu için bazı şirketler bu adımları atlıyor ve sonunda yarım kalan bir sistem kalıyor elde.

ERP almayı düşünen bir KOBİ yöneticisi için şu soruların cevabı belirleyici: Şirketin kaç bölümü var ve bu bölümler arasında bilgi akışı ne kadar sorunlu? Stok, satın alma ve muhasebe birbirinden kopuk mu çalışıyor? Eğer cevap evetse, ERP bu kopukluğu gidermek için doğru araç. Ama önce küçük başlamak mantıklı. Önce muhasebe ve stok modüllerini kurmak, çalışanları bu iki modüle alıştırmak, sonra diğer modüllere geçmek daha sağlıklı bir yol. Kriz sonrasında kaynak kıt; doğru adımla atılmış küçük bir başlangıç, aceleyle kurulan büyük bir sistemden çok daha değerli.


ERP sonrası iyileştirme başarılı olduğunda ekrana daha fazla bilgi değil, yönetime daha net karar sunar. Kurumlar arası kopukluk azalır, sorumluluk görünür olur ve ölçülebilir ilerleme başlar. Bu nedenle mesele araç seçimi değil, işletme disiplininin teknolojiyle yeniden kurulmasıdır.


Gökhan Mercanoğlu
ERP ve Kurumsal Yazılım