MRP, Üretim ve Tedarik Zinciri 5 dk okuma

SCM ile Uçtan Uca Tedarik Zinciri Performansı Nasıl Yönetilir?

Bir tekstil firmasının üretim müdürü, sevkiyat departmanına neden bu kadar sık gecikme raporu düştüğünü sorduğunda aldığı cevap hep aynıdır: ‘Biz zamanında hazırladık, sorun depoda.’ Depo müdürü ise parmağını satın almaya uzatır. Satın alma, tedarikçiye. Bu zincirleme suçlama döngüsü, tedarik zincirinin halka halka değil bütün olarak yönetilmediğinin en açık göstergesidir. SCM (Supply Chain Management — tedarik zinciri yönetimi) yazılımlarının temel vaadi de tam burada başlar: zincirin her halkasını ayrı ayrı değil, baştan sona tek bir performans tablosuyla görünür kılmak.

Uçtan uca ölçüm anlayışı, tedarik zincirindeki her sürecin kendi içinde değil, müşteriye ulaşan nihai sonuç üzerindeki etkisiyle değerlendirilmesi demektir. Bu yaklaşımda üç temel gösterge öne çıkar: sipariş karşılama süresi, mükemmel sipariş oranı ve toplam zincir maliyeti. Sipariş karşılama süresi, müşterinin siparişi verdiği andan ürünü teslim aldığı ana kadar geçen toplam süreyi ölçer; bu sürenin içinde satın alma, üretim planlama, depo hazırlık ve lojistik adımlarının hepsi vardır. Mükemmel sipariş oranı ise zamanında, eksiksiz, hasarsız ve doğru belgeyle teslim edilen siparişlerin toplam siparişe oranını gösterir; dört koşulun aynı anda sağlanması gerektiği için bu oran çoğu firmada ilk ölçüldüğünde şaşırtıcı biçimde düşük çıkar.

Toplam zincir maliyeti ise en sık göz ardı edilen göstergedir. Hammadde alım fiyatı, taşıma gideri, stok tutma maliyeti, fire ve iade işleme maliyetleri ayrı departmanların bütçelerinde gizlendiği için genel müdür masasına tek bir rakam olarak hiç gelmez. SCM yazılımı bu kalemleri ortak bir maliyet modeline taşıdığında, bazı firmalarda en ucuz tedarikçiden yapılan alımın uzun vadede zincire en pahalıya mal olduğu ortaya çıkar; çünkü o tedarikçinin teslimat güvenilirliği düşük, kalite reddi oranı yüksektir ve bu durum üretimde plansız duruşlara yol açmaktadır.

Bu göstergelerin kurulumu, sadece yazılım açmak ve birkaç rapor tanımlamaktan ibaret değildir. Önce veri kaynaklarının belirlenmesi gerekir: satın alma siparişleri, üretim emirleri, depo hareketleri ve sevkiyat kayıtları aynı sisteme ya da birbiriyle konuşabilen sistemlere bağlı olmalıdır. Türkiye’deki pek çok orta ölçekli firmada bu veriler farklı programlarda, hatta bir kısmı Excel tablolarında tutulmaktadır. SCM modülünü devreye almadan önce bu veri akışlarını temizlemek ve standartlaştırmak, projenin en zaman alan ama en kritik adımıdır. Veri kalitesi sağlanmadan hesaplanan sipariş karşılama süresi ya da mükemmel sipariş oranı, gerçeği değil sistemin boşluklarını ölçer.

Göstergeler kurulduktan sonra asıl değer, bunları departman bazında değil süreç bazında izlemekten gelir. Örneğin sipariş karşılama süresini bileşenlerine ayırdığınızda — tedarikçi teslim süresi, üretim bekleme süresi, depo hazırlık süresi, nakliye süresi — hangi halkada en fazla gecikme biriktiğini görmek mümkün hale gelir. Bu analiz olmadan yapılan iyileştirme çalışmaları çoğunlukla yanlış yere odaklanır: üretim hızlandırılır ama asıl darboğaz satın almadaki onay süreçlerindedir. SCM yazılımının sağladığı bu görünürlük, yöneticilerin kaynağı doğru tespit etmesini ve iyileştirme çabasını doğru yere yönlendirmesini sağlar.

Uygulamada karşılaşılan en yaygın zorluk, farklı departmanların aynı veriye farklı anlam yüklemesidir. Satın alma ‘teslim tarihi’ olarak tedarikçinin sevk tarihini alırken, depo ‘teslim tarihi’ olarak malın ambara girdiği günü kaydeder; lojistik ise faturadaki tarihi esas alır. Bu tanım farklılıkları giderilmeden kurulan her gösterge sistemi, departmanlar arası tartışmayı azaltmak yerine artırır. Bu nedenle SCM projesinin başında tüm tarafların üzerinde uzlaştığı bir terimler sözlüğü ve veri tanım belgesi hazırlamak, teknik kurulumdan önce gelmesi gereken bir adımdır.

Bir KOBİ yöneticisi için SCM yatırımını değerlendirirken sorulması gereken soru şudur: Zincirimdeki en pahalı darboğazın nerede olduğunu gerçekten biliyor muyum, yoksa tahmin mi ediyorum? Eğer cevap tahminden ibaretse, uçtan uca ölçüm altyapısı kurmak için beklemenin maliyeti her geçen ay artmaktadır. Yazılım seçiminde ise önce mevcut sistemlerle veri aktarımının nasıl sağlanacağı, ardından hangi göstergelerin standart olarak geldiği ve hangilerinin özelleştirme gerektirdiği sorgulanmalıdır. Tedarik zinciri performansı, ancak tüm halkalar aynı dili konuştuğunda gerçek anlamda yönetilebilir hale gelir.

Gökhan MERCANOĞLU

Gökhan MERCANOĞLU

Teknoloji Danışmanı & Yazar

ERP, CRM, otomasyon, yapay zekâ ve kurumsal teknoloji stratejisi üzerine yazan bağımsız teknoloji danışmanı.

MRP, Üretim ve Tedarik Zinciri — Tüm Yazılar MRP, Üretim ve Tedarik Zinciri kategorisindeki yazıları gör →