ERP ve Kurumsal Yazılım 5 dk okuma

Enjeksiyon ve Ekstrüder Hatlarında ERP: Reçete Yoksa Sistem de İşe Yaramaz

Bir plastik profil fabrikasında ERP projesi başladığında çoğu zaman ilk toplantı şu soruyla açılır: ‘Hangi modülü alıyoruz?’ Bu soru yanlış değil, ama erken. Gaziantep’te plastik boru ve profil üreten, 284 çalışanı olan orta ölçekli bir imalatçıyla çalıştığımda gördüm ki asıl mesele modül seçiminden çok öncedir: fabrika, iş emrini standart bir biçimde tanımlamadan, reçetesini kalem kalem yazmadan ve makine duruş kodlarını sınıflandırmadan ERP kurmaya kalktığında, yazılım günün sonunda muhasebe modülüne indirgeniyor. Enjeksiyon ve ekstrüder hatlarında üretim kontrolü meselesi, tam da bu noktada kendine özgü bir zorluk barındırıyor.Enjeksiyon makineleri ve ekstrüder hatları, üretim sürecini farklı mantıklarla yönetir. Enjeksiyon hattında her kalıp bir ürün ailesi demektir; kalıp değişimi hem zaman hem fire hem de enerji maliyeti doğurur. Ekstrüder hatlarında ise sürekli akış söz konusudur: hammadde bir uçtan girer, profil ya da boru öte uçtan çıkar; durmak, yeniden başlatmak demektir. Bu farklılık ERP’nin her iki hatta aynı iş emri mantığıyla kurulmasını engeller. Çoğu ERP danışmanı enjeksiyon hattı için parti bazlı, ekstrüder için miktar-süre bazlı iş emri açar ve bu kaba ayrım çoğu zaman yeterli görünür. Ama yeterli değildir. Çünkü kalıp değişim süresi iş emrinin içine girmiyorsa, o süre kapasite planlamasında görünmez olur ve planlama hep ‘iyimser’ kalır.Buradaki yaygın yanlış inanç şudur: ‘ERP devreye girince veriler zaten gelir, sonra düzeltiriz.’ Pratikte bu hiç gerçekleşmez. Veri sağlıklı akmıyorsa sistem kendiliğinden düzelmez; tam tersine yanlış veri birikmeye devam eder ve altı ay sonra ‘ERP işimize yaramadı’ kararı için malzeme sağlar. Bu fabrikada da aynen böyle oldu: ilk dört ayda sisteme girilen iş emirlerinin yaklaşık üçte biri, kalıp değişim sürelerini ve fire miktarlarını içermiyordu. Sonuç olarak kapasite raporları gerçeği yansıtmıyordu, üretim müdürü eski Excel dosyasını kapatmıyordu.Çözüm bir anda gelmedi. Önce makine bazında standart süre kartları çıkardık: her kalıp için beklenen değişim süresi, her ekstrüder hattı için metre başına hedef fire oranı. Bunları ERP’nin üretim reçetesine birer parametre olarak girdik. Sonra iş emri açılırken bu parametrelerin zorunlu alan olarak doldurulmasını şart koştuk; boş geçilemesin diye. Bu küçük gibi görünen kural, veri girişini anında disipline soktu. Üretim ustabaşının sisteme baktığında ‘benim verim bu değildi’ diyebileceği bir karşılaştırma zemini oluştu ve itiraz başladığında gerçek tartışma da başladı. ERP’nin en değerli katkısı bazen bu kadar somuttur: tartışmayı sağlıklı zemine taşımak.Entegrasyon tarafında ise o dönemin gerçeklerine bakılınca tablo daha karmaşıktır. Enjeksiyon makineleri üreticiden üreticiye farklı sinyal protokolleri kullanır; ekstrüder hatlarının bir kısmında dijital çıktı yoktur, sayaç mekanikten okunur. Bu koşulda otomatik veri toplama neredeyse hayaldir. Dolayısıyla üretim verisinin sisteme aktarımı operatör girişine dayanır; bu da veri kalitesini insana bağlar. Bu sorunu tamamen ortadan kaldıramazsınız, ama iki şeyle kontrol altına alabilirsiniz: birincisi, giriş ekranını operatörün anlayacağı kadar sade tutmak; ikincisi, vardiya sonu kontrol rutini koymak. Gaziantep’teki bu firmada vardiya sonu kontrolü uygulamaya girdiğinde, sisteme girilmeyen iş emirlerinin oranı ilk iki ayda %61’den %16’ya indi. Rakam büyük görünüyor; ama aslında anlatmak istediği şu: başlangıçta sistemin ürettiği verimlerin ancak beşte dördü gerçekçiydi.Yönetim beklentileri konusunda da bir nokta açık söylenmeli: fabrika sahibi ERP’den anlık üretim panosu bekliyor. Bu beklenti 2005’te birçok projede tekrarlanıyor ve hepsinde benzer bir hayal kırıklığıyla sonuçlanıyor. Anlık izleme, makine ile yazılım arasında gerçek zamanlı veri bağlantısı gerektirir; bu bağlantıyı kurmak hem yatırım hem teknik altyapı gerektirir ve çoğu KOBİ bu yatırımı henüz yapmaya hazır değildir. ERP şu aşamada günlük ve vardiyalık üretim raporlaması için güçlü bir araçtır; anlık izleme için değil. Bunu projenin başında net söylememek, birkaç ay sonra güven krizine neden olur. Müşteriyi hayal kırıklığından korumak da danışmanlık işinin parçasıdır.Peki plastik imalatında ERP projesine başlamak isteyen bir fabrika müdürü pazartesi sabahı nereden başlamalı? İlk adım şudur: mevcut iş emri akışını kağıda dökmek; ‘zaten biliyoruz’ demeden, her adımı ve her sorumlunun onayını tek tek yazmak. İkinci adım, üretim reçetelerini toplamak ve hangilerinin eksik ya da güncel olmadığını tespit etmek; ERP reçetesiz çalışmaz, ‘sonradan tamamlarız’ işe yaramaz. Üçüncü adım, hangi verinin kim tarafından ve hangi sıklıkta sisteme gireceğini belirlemek; veri girişi tanımlanmamışsa sistem boş kalır. Bu üç hazırlık tamamlanmadan başlayan ERP projesi, kaçınılmaz biçimde üretim modülü kullanılmayan bir muhasebe sistemine dönüşür. Bu fabrikada da projenin ilk iki ayı tam bu hazırlığa harcandı ve o iki ay proje süresinin en verimli bölümüydü.

Gökhan MERCANOĞLU

Gökhan MERCANOĞLU

Teknoloji Danışmanı & Yazar

ERP, CRM, otomasyon, yapay zekâ ve kurumsal teknoloji stratejisi üzerine yazan bağımsız teknoloji danışmanı.

ERP ve Kurumsal Yazılım — Tüm Yazılar ERP ve Kurumsal Yazılım kategorisindeki yazıları gör →