ERP ve Kurumsal Yazılım 4 dk okuma

MRP II ile Satış ve Üretim Planlamasını Bir Arada Yönetmek

Bir tekstil firmasında satış müdürü Nisan ayında büyük bir sipariş alıyor. Üretim müdürüne haber veriyor ama üretim müdürü zaten başka bir işin planını kurmuş. İplik stoku yetersiz, teslim tarihi tutturulamıyor. Müşteri şikâyet ediyor, firma özür diliyor. Bu sahne pek çok KOBİ’de tekrar ediyor. Sorunun özü şu: satış kendi başına planlıyor, üretim kendi başına planlıyor, finans ise her ikisinden de habersiz nakit çıkışlarını takip etmeye çalışıyor. Üç birim ayrı ayrı koşunca iş bir yerden kopuyor.

MRP II (İmalat Kaynakları Planlaması), bu kopukluğu gidermek için geliştirilmiş bir yazılım yaklaşımıdır. Adındaki ‘II’ rakamı, daha eski MRP (Malzeme İhtiyaç Planlaması) sistemlerinin bir üst versiyonu olduğunu gösteriyor. MRP yalnızca hammadde ve malzeme takibine bakıyordu. MRP II ise bunun ötesine geçiyor: makine kapasitesi, iş gücü, satış tahminleri ve finansal hedefler hepsini tek bir plan çatısı altında topluyor. Kısaca söylemek gerekirse, fabrikadaki her kaynağın ne zaman, ne kadar çalışacağını önceden hesaplıyor.

Bu programların en önemli özelliği aylık planlama ritmidir. Satış ve Operasyon Planlaması (S&OP) denen bu yaklaşımda şirket, her ay belirli bir günde bir araya geliyor. Satış müdürü önümüzdeki üç ayın satış tahminini masaya koyuyor. Üretim müdürü kapasite durumunu paylaşıyor. Finans müdürü nakit ve maliyet tablosunu getiriyor. MRP II programı bu üç girdiyi alıyor ve çelişkileri ekrana yansıtıyor: ‘Bu siparişi teslim etmek için ek vardiya gerekiyor’ ya da ‘Bu ay hammadde alımı nakit limitini aşıyor’ gibi uyarılar veriyor. Toplantı bitmeden herkes aynı plana bakıyor ve aynı kararı imzalıyor.

Bu sistemin stok yönetimine katkısı somut ve hızlı hissediliyor. Eskiden satış tahmini olmadan üretim planlayan firmalar ya fazla stok biriktiriyor ya da sipariş gelince stoksuz kalıyordu. MRP II programı satış tahminini üretim planına bağladığı için ‘ne kadar üretelim’ sorusu artık tahmine değil, gerçek talep verisine dayanıyor. Depo dolup taşmıyor, hammadde boşa gitmiyor. Özellikle 2001 krizi sonrasında nakit sıkışıklığı yaşayan firmalar için bu fark çok büyük: gereksiz stoka bağlanan para serbest kalıyor.

Teslimat performansı da değişiyor. Müşteri siparişi geldiğinde program hemen şunu soruyor: mevcut kapasite ve stokla bu sipariş teslim edilebilir mi? Eğer edilemiyorsa, hangi tarihte edilebilir? Bu soruların cevabı artık satış müdürünün aklında değil, programın içinde. Müşteriye verilen tarih gerçekçi oluyor. Geri dönüşler ve özür telefonları azalıyor. Öte yandan finans tarafında da düzelme oluyor: üretim planı belli olunca hammadde alım tarihleri belli oluyor, ödeme planları önceden kurulabiliyor. Faks yoluyla tedarikçiye son dakika sipariş vermek yerine, planlı alım yapılıyor ve zaman zaman daha iyi fiyat pazarlığı mümkün hale geliyor.

Ama bu programların kurulumu ve kullanımı kolay değil. Önce doğru veri gerekiyor: her ürünün malzeme listesi (reçetesi) programa eksiksiz girilmeli, makine kapasiteleri tanımlanmalı, tedarik süreleri kayıt altına alınmalı. Bu hazırlık aşaması haftalar, hatta aylar alabiliyor. Veri eksik ya da hatalıysa program yanlış plan üretiyor ve bu sefer kâğıt üzerindeki plan gerçeği yansıtmıyor. İkinci zorluk insan tarafında: satış müdürü tahminini düzenli ve gerçekçi girmezse, ya da üretim müdürü kapasite bilgisini güncel tutmazsa, sistem boşa dönüyor. Program bir mucize değil; insanların disiplinli davranmasını gerektiriyor. Küçük firmalarda bu disiplini oturtmak zaman alıyor.

MRP II programına yatırım yapmayı düşünen bir KOBİ yöneticisi için asıl soru şu olmalı: firmamda satış, üretim ve finans şu an aynı toplantıda buluşuyor mu? Eğer bu üç birim hâlâ ayrı ayrı çalışıyorsa, önce bu koordinasyonu elle kurmak gerekiyor. Program koordinasyonu yaratmıyor; var olan koordinasyonu hızlandırıp güçlendiriyor. Aylık planlama toplantısını zaten yapan, satış tahminini tutarlı biçimde üretebilen, malzeme listelerini kayıt altına almış firmalar bu yazılımdan en kısa sürede fayda görüyor. Hazırlığını yapmadan programa giren firmalar ise kurulum bedelini ödeyip rafta bekleyen bir sistem ediniyor. Karar vermeden önce kendi iç düzeninize bakın.

Gökhan MERCANOĞLU

Gökhan MERCANOĞLU

Teknoloji Danışmanı & Yazar

ERP, CRM, otomasyon, yapay zekâ ve kurumsal teknoloji stratejisi üzerine yazan bağımsız teknoloji danışmanı.

ERP ve Kurumsal Yazılım — Tüm Yazılar ERP ve Kurumsal Yazılım kategorisindeki yazıları gör →