Finans, Muhasebe ve Nakit Yönetimi 4 dk okuma

Satış Artarken Neden Nakit Sıkışır? BI ile Üç Göstergeyi Birlikte Okumak

Bir tekstil toptancısı düşünün. Yılın ilk altı ayında siparişler geçen yıla göre belirgin biçimde artmış. Patron mutlu, satış ekibi mutlu. Ama ay sonunda banka hesabına bakıldığında tablo farklı. Tedarikçiye ödeme yapılacak, personel maaşı ödenecek, kira gelecek — ama hesapta yeterli para yok. Muhasebeci ‘satışlar iyi’ diyor, veznedar ‘param yok’ diyor. İkisi de haklı. Sorun satışta değil; satışın nasıl yapıldığında ve stoğun nasıl döndüğünde.

İşletmelerin büyük çoğunluğu bu üç konuyu — nakit akışı (işletmenin kasasına giren ve çıkan para hareketi), satış performansı ve stok durumu — ayrı ayrı takip eder. Muhasebe programı gelir-gideri gösterir. Satış defteri ciroyu gösterir. Depo kayıtları stoku gösterir. Ama hiçbiri diğerine bakmaz. BI (Business Intelligence — iş zekası) yazılımları tam bu noktada devreye giriyor: farklı kaynaklardaki bu verileri bir araya getirip tek bir raporda gösteriyor.

Satış artarken nakit sıkışmasının en yaygın iki nedeni şudur: birincisi, müşterilere uzun vadeli satış yapılması; ikincisi, satılmayan mal için peşin ödeme yapılmış olması. Bir müşteriye 90 gün vadeli mal sattınız. O mal depodayken de para harcadınız, teslim ettikten sonra da 90 gün bekleyeceksiniz. Bu süre içinde tedarikçiniz size 30 günde ödeme istiyor. Aradaki 60 günü kendi kasanızdan karşılamak zorundasınız. Satış ne kadar büyükse bu açık da o kadar büyür. BI programı bu açığı rakamla gösterir; ‘vade farkı’ veya ‘tahsilat süresi’ gibi hesaplamalar yaparak yöneticinin önüne koyar.

Stok tarafında da benzer bir tablo var. Depoda bekleyen mal, donmuş para demektir. Bir ürünü üç ay önce satın aldınız, bedelini ödediniz; ama hâlâ depoda duruyor. O para sizin kasanızdan çıktı, henüz geri dönmedi. BI yazılımı her ürün için ‘stokta bekleme süresi’ hesabı yapabiliyor. Hangi ürün ne kadar süredir depoda bekliyor, hangi ürün hızlı dönüyor — bunları görmek mümkün. Hızlı dönen ürüne daha fazla yatırım yapıp yavaş dönen ürünün stoğunu azaltmak, nakit akışını doğrudan iyileştirir.

Üç göstergeyi birlikte izleyen bir yönetim raporu şöyle tasarlanabilir: sol sütunda o ayın tahsilatı ve ödemeleri, ortada ürün bazında stok değeri ve bekleme süresi, sağda müşteri bazında açık alacak ve ortalama vade. Bu üç sütun yan yana geldiğinde tablo kendiliğinden konuşmaya başlar. Hangi müşteri en uzun vadeyle alıyor ve aynı zamanda en büyük alacak bakiyesini oluşturuyor? Hangi ürün grubu en çok stok değeri bağlıyor ama en az satışı getiriyor? Bu soruların cevabı ayrı ayrı bakıldığında görünmüyor; ancak bir arada sunulduğunda netleşiyor. Böyle bir raporu haftalık veya aylık olarak takip eden yönetici, nakit sıkışması yaşanmadan önce önlem alabilir.

Bu tür bir raporu oluşturmak için yazılımın muhasebe programıyla ve depo kayıtlarıyla bağlantılı olması gerekiyor. Türkiye’deki çoğu muhasebe programı verileri dışa aktarabilir; BI yazılımı bu dosyaları içe alarak analiz yapıyor. Bağlantı elle de kurulabilir: muhasebe programından Excel’e aktarılan veriler, BI aracına yükleniyor. Otomatik değil ama çalışıyor. Haftalık olarak yapıldığında bile yöneticiye ciddi bir görünürlük sağlıyor. Tek sorun, bu işlemi düzenli yapacak birinin olması. Veri güncel değilse rapor da işe yaramıyor.

Bu tür bir yazılıma yatırım yapmayı düşünen KOBİ yöneticisi için iki temel soru var: Birincisi, muhasebe ve depo kayıtlarınız düzenli mi? Veriler dağınıksa yazılım da dağınık sonuç verir. İkincisi, bu raporları kim okuyacak ve ne sıklıkla? Haftalık takip yapılmayacaksa aylık bile olsa başlamak mantıklı. Satışlarınız artıyor ama kasanız dolmuyorsa, cevap büyük ihtimalle bu üç göstergenin birleştiği noktada saklıdır.

Gökhan MERCANOĞLU

Gökhan MERCANOĞLU

Teknoloji Danışmanı & Yazar

ERP, CRM, otomasyon, yapay zekâ ve kurumsal teknoloji stratejisi üzerine yazan bağımsız teknoloji danışmanı.

Finans, Muhasebe ve Nakit Yönetimi — Tüm Yazılar Finans, Muhasebe ve Nakit Yönetimi kategorisindeki yazıları gör →