Sevgili C-Katı, dijital dönüşüm bir maratondur. Kısa vadeli sonuçlar…

Herkesin umudu, dillere pelesenk olan kavram “dijital dönüşüm”…Kiminle konuşsam en sık duyduğum şey; “bu sene hedefimiz dijital dönüşüm”

Hedefler; dijital dönüşümle finansal iyileşme, dijital dönüşümle müşteri bağlılığı arttırma, dijital dönüşümle tedarik zincirinde iyileşme vb. kısaca hemen her departmanın gelişim için umudu daha dijital olmak.

Açıkçası 2016–2017 bütçelerinin en büyük kalemi “dijital dönüşüm” odaklı gibi duruyor.

Konuya ve kavrama bir anda nasıl odaklandıysak, 20 senedir yaşanan dönüşümü göz ardı ederek, sanki dönüşüm bugün başlamış gibi konuşuyoruz.

Peki neden böyle oldu? Esasen dönüşüm uzun bir süredir devam ediyorken, bir anda ERP’den CRM’e ,iş zekasına kadar her konu, yeninden “dijital dönüşüm” adı altında tekrar ele alınmış oldu diyebiliriz.

Tabii ki bir farklılık var ki; o da artık dijital dönüşüm sadece IT profesyonellerinin işi değil, tüm iş dünyasındaki herkesi yakından ilgilendiriyor.

15 yılı aşkın danışmanlık hayatımda içinde bulunduğum her iş geliştirme ve uygulama projesinin; IT’nin işinden çok o departmanın, iş sahibinin de işi olduğuna inandığım için bu durum beni memnun ediyor ve düşüncelerimde ne kadar haklı olduğumu gösteriyor.

Geçtiğimiz günlerde Silikon Vadisi’nde çalışan biri arkadaşımla konuşurken konu yine dijital dönüşüme geldi…

Bulut ve SaaS çözümler konusunda 4–5 sene önce yaptığımız konuşmaları ve geldiğimiz noktayı irdeledik.

O dönemde benim görüşüm; bulut teknolojilerinin, hatta SaaS çözümlerinin bankacılığa çok hızlı bir şekilde adapte olabileceği yönündeyken, arkadaşım aksine bankacılıkla ilgili yasal düzenlemeler ve güvenlikle ilgili soru işaretlerinden dolayı bu adaptasyonun çok zor ve yavaş olacağını savunuyordu.

Geçtiğimiz 5 senede, finans ve bankacılık alanındaki kurumların, %60’ından fazlasının bulut teknolojilere adapte olduğu görülüyor.

Sektör dinamiklerini düşündüğümüzde, bankacılık için bu ilerlemenin çok hızlı olduğunu söyleyebiliriz. Fakat her sektörde o kadar kolay ilerleme kaydedildiğini söylemek güç.

Örneğin inşaat, metal, otomotiv vb. sektörler dijital dönüşüm ve devrimler anlamında yolun daha çok başında. 3D yazıcıların yaygınlaşması, modellemelerin bulut tabanlı sistemler ile yapılması, kullanıcı odaklı prototip parça/kalıpların oluşturulması, online kullanıcı deneyimine sunulması gibi onlarca dijital dönüşüm konusu bu sektörler tarafından geliştirilmeyi bekliyor.

Şunu biliyorum ki; artan rekabet koşullarında hangi sektör olursa olsun, teknolojinin sadece kurum içi kullanımı değil, son kullanıcıya yönelik dijital ürünler de geliştirerek artık daha hızlı hareket etmeleri gerekiyor.

Özellikle rekabet açısından “neden dijital dönüşüme ihtiyaç var?” sorusunu şöyle özetliyorum;

Her sektördeki rakipler, dijital deneyim ile farklılaşma sağlıyor. Bu farklılaşma satışları arttırıcı bir itici güç olacaktır.

Tüketici beklentilerine göre hızlı ürün geliştirme ihtiyacı. Özellikle tüketicinin 5 yıl boyunca süren AR-GE çalışmalarını, “tasarla-üret-sat” döngüsünü istemiyor. Tüketiciyi dinleyen buna göre çok hızlı ürün geliştiren, ihtiyaçları karşılayan ve geliştirip pazara sunan kurumları görmek istiyor.

Bütünleşik, tutarlı bilgi talebi…Müşterinin pazardan, kurumlardan beklentileri yukarıda bahsettiğimiz gibi çok hızlı bir şekilde tespit edilmeli ve yorumlanmalı, bu bilgiler hızlı ve tutarlı bir şekilde kurum yöneticilerine aktarılmalı.

Özetle; rekabetçi, müşteriye istediği hızda yeni ürünü sunan ve bu çeviklikte güvenilir bilgiye dayanan bir kurum olmak için “dijital dönüşüme” ihtiyacınız var diyebiliriz.

Gelelim konuşmanın diğer bölümüne…

Evet meşhur “CIO ve CDO biraderler…” Şöyle ki; konu dijital dönüşüm olduğunda C-Katında en çok yüklenilen arkadaşlar maalesef CIO’lar.

Benim buradaki şahsi görüşürüm bu yolculukta CIO’lara elbette büyük iş düştüğü yönündedir. Öyle ki; organizasyonun bulunduğu sektörlerdeki, farklı lokasyonların entegre edilmesi ve bilgilerin konsolide edilmesi konusu pekala CIO liderliğinde anlatılabilir.

Ancak CIO’ların çıkmazı, bu entegre teknolojinin müşteri deneyimine nasıl pozitif etkiler oluşturacağı, bu yapılan çalışmaların pazarlama enstrümanları ile birlikte nasıl müşteri sadakatine dönüştürülebileceği yönündeki beklentileri çoğu zaman karşılamayacak olması… Ancak dijital dönüşüm projelerinde yapılan çalışmalar sadece teknik bir çalışma değil, belirli teknikten faydalanarak genel bir organizasyon düzenlemesidir.

İşte tam da bu noktada da CDO dediğimiz arkadaşlar devreye girmeli… Ülkemizde CDO dediğimiz arkadaşlar hala tam olarak devreye girmediği için, içinde “internet ve teknoloji” kelimeleri geçen her iş yine dönüp dolaşıp CIO’a geliyor.

Bu noktada dijital dönüşüm işini üstlenen, üstlenmek zorunda olan CIO’ların elini güçlendirecek birkaç fikrim var;

– Yönetim katında dijital vizyonu oluşturun; kurum içerisindeki tüm seviye yöneticilere kurumun dijital vizyonunu anlatın. Dijital odaklı müşteri deneyimi, online pazarlama, online satınalma sistemleri, online rekabet analizleri ve performans göstergeleri konusunda bilgilendirin.

– Ortaya bir strateji koyun; Online pazarlama, SEO optimizasyonu vs. değil! Bu maratona çıkarken; dijital strateji, bir bütün olarak ele alınması gereken bir konudur. Verinin oluştuğu noktadan sonuçlandığı noktaya kadar müşterinin satınalma kararından önce, satınalma sonrasına kadar üretilen tüm veri noktalarını ele alarak yönetim ve liderlik fonksiyonlarıyla müşteri, süreç, iş ortağı gibi birçok katmanı çevreleyen bir stratejiye sahip olmalısınız.

– Riski optimize edin; ortaya devasa bir proje çıkartıp, “hadi bakalım bizim vizyonumuz bu” diyerek ilerlemek yerine, küçük iş parçalarından oluşan proje planı çıkarın. Proje ne kadar büyük olursa olsun öncelikli çalışmaları ve iletişim planlarını içeren bir yol haritası hazırlayın. Proje motivasyonu için öncelikle hızlı sonuç verecek noktalara odaklanın.

– Süreç ve insanları göz ardı etmeyin; aslında bu iki bileşen projenin başarıya ulaşmasına ya da ulaşmamasına neden olacaktır. Bu nedenle tüm çalışanlarınız ve katkı sağlayanlarınız için eğitimler düzenleyin. Gereksiz bir çok süreciniz, alışıla gelmiş, kronikleşmiş, katkı sağlamayan çalışma yapılarınız olabilir. Bunlardan kurtulun. Süreçlerinizi optimize edin ve dijital stratejinizi optimize ettiğiniz süreçlerinizle paralel hale getirin.

– Olay sadece teknoloji değil; ekibinizde hem teknoloji konusuna uzman hem de süreçler konusunda uzman ekip üyeleri olmalı. Konuya bir çok açıdan yaklaşan farklı sesleri sentezleyen danışmanlarınız bulunmalı. Ve bu projenin bir teknoloji projesinden çok “iş yapış” biçimini değiştiren bir proje olduğunu sürekli dile getirin.

Konu uzun ve derin. Sevgili dostumla bir çok konu üzerinde mütalaa ettik. Yukarıdaki anlattıklarım yapılacak dijital dönüşüme başlarken size sürdürülebilir bir strateji sağlar.

Fakat önemli olan liderlikle desteklenen müşteri, iş ortağı, insan ve süreç boyutlarını kapsan bütünsel bakış açısıyla projelerinize yaklaşın ve yönetin.



on Haziran 5th, 2016 in Dijital Dönüşüm, Yönetim
Creative Commons License
Except where otherwise noted, the content by Gökhan MERCANOĞLU is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.