MRP, Üretim ve Tedarik Zinciri 5 dk okuma

Plastik Üretiminde Stok Karmaşıklığı: Varyant Sayısını Değil, Varyant Mantığını Sadeleştirin

Adana’da boru ve profil üreten orta ölçekli bir plastik imalatçısında geçen yıl yürütülen bir projede ilk iş olarak ürün listesini açtım. 284 çalışanı olan bu fabrikada aktif olarak üretilen ürün kodu sayısı 1.340’ı geçiyordu. Sorduğumda ‘müşteri talep etti, biz de açtık’ cevabını aldım. Daha derin kazıyınca ortaya çıkan tablo şuydu: bu kodların yaklaşık üçte biri son iki yılda hiç sevkiyat görmemişti; bir kısmı ise aynı boyuttaki ürünü farklı renk kodlarıyla ikiye, üçe bölmüştü. Stok problemi sandıkları şey aslında bir kodlama ve karar disiplinini sorunu idi.Plastik boru, profil ve fitings üretiminde varyant patlaması kaçınılmaz bir gerçeklik gibi görünür. Çap farklılıkları, duvar kalınlığı seçenekleri, renk talepleri ve hammadde reçete değişkenleri bir araya gelince her müşteri siparişi potansiyel olarak yeni bir ürün kodu doğurur. Bu noktada üretim planlamacısının önüne gelen klasik soru şudur: yeni kod mu açalım, yoksa mevcut koda mı yükleyelim? Çoğu fabrikada bu soruyu yanıtlayan net bir kriter yoktur ve her üretim sorumlusu kendi alışkanlığına göre karar verir. Zamanla katalog şişer, stok denetimi güçleşir ve MRP sistemi birbirine çok benzeyen yüzlerce kod arasında gerçek talebi okumakta zorlanmaya başlar.Buradaki düşünce liderliği tezim şudur: varyant sayısını kısmanın tek başına faydası yoktur; stok karmaşıklığını yaratan şey varyant bolluğu değil, varyant açma kararındaki mantık boşluğudur. Bir fabrika 400 ürün kodunu 200’e indirebilir ama hangi kritere göre indirildiğini yönetim, satış ve üretim ekipleri birlikte benimsemezse 6 ay içinde yeni kodlar eklenmeye başlar ve aynı noktaya geri döner. Sürdürülebilir sadeleşme, ürün kataloğunu değil karar mekanizmasını değiştirmek demektir.Adana projesinde bu gerçekle yüzleşmenin pratik yolu şu oldu: önce satış ekibinden tüm aktif ürün kodları için son 18 ayın sevkiyat verisini çektik. Bu analiz, toplam gelirin yaklaşık yüzde 63’ünün yalnızca 180 ürün kodu üzerinden geldiğini gösterdi. Geriye kalan 1.160 kodun büyük çoğunluğu yılda birkaç kez, küçük miktarlarda sevkiyat görüyordu. İkinci adımda renk kataloguna baktık: fabrika o sırada boru hatları için 34 farklı renk kodu tutuyordu. Bunların 12’si müşteri standartlarından bağımsız, yalnızca iç alışkanlıkla açılmıştı. Bu 12 kodun hammadde stokunu ayırmak için ayrı depo alanı ve ayrı üretim talimatı gerektirdiğini hesapladığımızda fabrika müdürünün yüzü değişti. Görünür bir stok maliyeti, görünmez bir operasyonel yük altında saklıydı.MRP sistemine bu verileri taşırken karşılaştığımız en somut teknik sorun şuydu: mevcut ürün kodlarının bir bölümü ağırlık, bir bölümü uzunluk, bir bölümü de adet bazında tanımlanmıştı. Sistem içinde birim tutarsızlığı varsa reçete hesapları ve stok dönüşüm katsayıları çakışıyor, planlama rakamları anlamını yitiriyordu. Bu tip bir birim karmaşası, saha deneyimim açısından plastik sektörüne özgü bir sorun: çap-duvar kalınlığı kombinasyonu ağırlık bazlı reçetede anlamlıyken müşteriye metre cinsinden fatura kesiliyor, depo ise adedi sayıyor. Üç ölçü birimi arasındaki dönüşüm katsayısını kim girer, kim günceller, kim kontrol eder — bu soruların yanıtı belirsizse MRP sistemi doğru çalışmaz. Bunu çözmeden ürün kodu sayısını azaltmak sorunu ötelemekten ibarettir.Pratik olarak ne yapılabilir? Projenin 8 haftalık birinci aşamasında şu üç adımı uyguladık: birincisi, ürün kodu açma yetkisini tek bir onay noktasına bağladık — yeni kod talebi satıştan geldiğinde üretim planlaması onaylamadan sistem kaydı oluşturamıyor. İkincisi, renk ve çap kombinasyonları için standart bir matris oluşturduk; bu matrisin dışındaki her talep ‘özel sipariş’ kategorisinde işleniyor ve farklı bir fiyatlama ile daha uzun teslim süresiyle kabul ediliyor. Üçüncüsü, ürün kodu havuzunu yılda iki kez gözden geçirmek için basit bir süreç tanımladık: 12 ay sevkiyat görmemiş her kod dondurulacak, 18 ay geçince silinme listesine girecek. Bu üç adım teknoloji yatırımı gerektirmedi; sadece kimin ne zaman nasıl karar vereceğini yazılı hale getirdi.Bir fabrika müdürünün bu yolculukta karşılaştığı en zor mesele teknik değil kültüreldir: satış ekibi ‘müşteri istedi, kaybederiz’ diye direnç gösterir; üretim planlamacısı ‘özel kod açmak kolay, neden kısıtlayalım’ diye sorar. Bu direnci kıran şey analitik bir sunum değil, şu somut hesaptır — fabrikada tutulan her ilave renk kodu, hammadde stokunda bağlı kalan ortalama değerin nasıl arttığını gösterdiğinizde tartışmanın tonu değişir. Adana’daki fabrikada bu çalışmanın tamamlanmasından 14 ay sonra aktif ürün kodu sayısı 1.340’tan 690’a geriledi ve stok devir hızı ölçülebilir biçimde iyileşti. Varyant mantığını sadeleştirmek bu kadar somut bir iş sonucu üretiyor.

Gökhan MERCANOĞLU

Gökhan MERCANOĞLU

Teknoloji Danışmanı & Yazar

ERP, CRM, otomasyon, yapay zekâ ve kurumsal teknoloji stratejisi üzerine yazan bağımsız teknoloji danışmanı.

MRP, Üretim ve Tedarik Zinciri — Tüm Yazılar MRP, Üretim ve Tedarik Zinciri kategorisindeki yazıları gör →