ERP ve Kurumsal Yazılım 6 dk okuma

Hyperautomation Neden Başarısız Oluyor: Strateji Olmadan Araç Toplamak Yeterli Değil

Bot sayısını artırdıkça verimlilik neden düştü? Konya’daki orta ölçekli bir gıda üreticisi — yaklaşık 295 çalışan, üç vardiya, beş farklı tedarikçi kanalı — bunu 2021’in sonunda bizzat yaşadı. Satın aldıkları RPA platformu, on dört ayın sonunda dokuz aktif bot içeriyordu. Sorun şu: bu botların dördü üretimde fiilen kullanılmıyordu; ikisi hatalı veri ürettiği için devre dışı bırakılmıştı; biri ise hâlâ ‘test aşamasındaydı.’ Yönetim kurulu tabloya baktığında yatırımın geri dönüşünü hesaplayamıyordu. Dışarıdan bakılınca bu bir teknoloji başarısızlığı gibi görünüyor. İçeriden bakınca tablo farklı: bu bir strateji boşluğuydu.Hyperautomation kavramı Gartner’ın 2019 yılı stratejik teknoloji listesinde üst sıralara yerleştiğinde, pek çok kurum bunu şöyle okudu: ‘Mümkün olan her şeyi otomasyon kapsamına al.’ Fikrin özü böyle değil. Hyperautomation, birden fazla otomasyon aracının — RPA, süreç madenciliği (process mining), düşük kodlu (low-code) uygulama geliştirme, iş kuralı motorları — koordineli biçimde çalıştırılmasıdır. Koordineli kelimesi burada kritik. Koordinasyon, önce hangi sürecin neden öncelikli olduğunu bilmeyi, sonra hangi araçların bir arada değer ürettiğini anlamayı, en sonunda da bu değeri nasıl ölçeceğinizi belirlemeyi gerektirir. Bu üç adımı atlamak, araç toplamayı strateji saymak anlamına gelir. Araç toplamak, strateji değildir.Sahada tekrar tekrar gördüğüm örüntü şu: bir kurumun otomasyon yolculuğu genellikle bir satın alma kararıyla başlıyor. BT ekibi ya da dış danışman, süreçlerin büyük bölümünü otomatize etmeyi vaat eden bir platform sunar. Karar verecek kişi — çoğu durumda patronun kendisi ya da genel müdür — listeye bakıp en çok tekrar eden süreci seçer: ‘Siparişleri SAP’a elle girenler ne kadar zaman harcıyor? Bunu önce otomatize edelim.’ Seçim yanlış olmayabilir. Ama seçimin arkasındaki mantık eksiktir. Hangi sürecin operasyonel açıdan kırılgan olduğunu, hatanın nerede ve neden üretildiğini, botun müdahalesi için verinin gerçekten temiz ve tutarlı olup olmadığını, otomasyon devreye girince bu süreci yürüten kişinin ne yapacağını sormadan alınan her karar bir kısa devre adayıdır. Gaziantep’teki bir tekstil ihracatçısıyla yaptığım çalışmada, otomatize edilen ilk süreç en yüksek hacimli süreçti — ama en yüksek hacimli süreç aynı zamanda en yüksek istisna oranına sahip süreçti. Bot, sekiz haftanın sonunda, elle yapıldığında günde ortalama iki dakika süren ama botun %43’ünü ‘beklemede’ tutan bir süreç için hata kayıtlarıyla dolu bir log dosyası üretiyordu. Kimse bu istisnayı baştan analiz etmemişti.Değer ölçümü meselesi, süreç önceliklendirmeden daha az tartışılıyor ama eşit derecede kritik. Çoğu hyperautomation programı başlangıç aşamasında ‘kazanılan süre’ ve ‘hata azaltma’ gibi kaba metrikleri hedef olarak belirliyor. Bu metrikler yanlış değil, ama yetersiz. Gerçek değer ölçümü şunu sorar: bot devreye girdikten sonra kurtarılan süre ne işe harcanıyor? İnsan dikkatinin başka bir yere yönlendirilmesi, verimlilik artışı yaratıyor mu yoksa sadece boşluk mu oluşturuyor? Konya’daki gıda üreticisine dönelim: botların kurtardığı tahmin edilen toplam süre aylık yaklaşık 380 çalışan-saatiydi. Bu sürenin nereye gittiği hiç ölçülmemişti. Yöneticilerden biri sonradan şunu söyledi: ‘İnsanlar daha az elle veri giriyor, ama o zamanı ne yaptıklarını bilmiyoruz.’ Bu, değer ölçümünün yokluğunun klasik tablosudur. Kurtarılan süreyi takip etmeden, iyileştirmeyi kazanıma bağlamak mümkün değildir. Ve kazanım hesabı yapılamayan program, bir sonraki bütçe döneminde savunulamaz hale gelir.Yetkinlik planının yokluğu ise en sessiz ama en kalıcı hasarı yaratır. Hyperautomation programları genellikle bir ‘otomasyon merkezi’ (Center of Excellence) kurmayı önerir. Bu yapı kağıt üzerinde cazip görünür: merkezi yönetim, standart metodoloji, bilgi birikimi. Ancak bu yapının işleyebilmesi için belirli rollerin gerçekten doldurulması gerekir — süreç analisti, bot geliştiricisi, bakım sorumlusu. Türkiye’deki pek çok KOBİ’de bu roller ya tek kişide toplanıyor ya da dış danışmana bırakılıyor. Dış danışman projeyi bitirip ayrıldığında kurum, kendi botlarını bakıma alamayan, güncelleyemeyen, genişletemeyen bir konumda kalıyor. Kurumun içinde bırakılan bir veya iki kişi ise hem teknik bakımla hem süreç analiziyle hem de üst yönetimi raporlamakla görevlendiriliyor. Bu yük altında program kaçınılmaz biçimde yavaşlıyor. İzmir’deki bir lojistik hizmet şirketinde benzer bir tablo gördüm: program başladıktan 11 ay sonra üç botun bakımsız kaldığı için eski süreçlere geri dönülmüştü. Çalışanlar botu değil, eski Excel rutinini tercih ediyordu — çünkü botu düzeltecek insan içeride yoktu.Peki bu tablo nasıl tersine çevrilir? Üç somut adım, programı strateji zemininde kurar. Birinci adım: otomasyon envanteri değil, süreç olgunluk haritası. Hangi süreçlerin verisi temiz, kuralları net, istisna oranı düşük olduğunu belgele. Hyperautomation için en iyi aday, en yüksek hacimli süreç değil, en öngörülebilir süreçtir. İkinci adım: değer tanımını ikili kur. Her pilot için ‘kurtarılan süre’ ve ‘bu sürenin yönlendirildiği yer’ çiftini takip et. Tek boyutlu ölçüm, programın savunulabilirliğini sekiz ayda eritir. Üçüncü adım: yetkinlik planını platform satın alımından önce yap. İçeride kim bu sistemi sürdürecek, hangi eğitimi ne zaman alacak, dış destek hangi sınırda kalacak — bu soruları sözleşme imzalanmadan önce yanıtla. Sözleşmeden sonra yanıtlamaya çalışmak, inşaatın ortasında mimara ‘temel planı nasıl yapacağız?’ diye sormak gibidir.Hyperautomation’ın başarısız olması teknolojinin yetersizliğinden kaynaklanmıyor. RPA platformları 2022 itibarıyla olgunlaşmış, belgelenmiş araçlar. Başarısızlık, bu araçların strateji boşluğu içinde kullanılmasından kaynaklanıyor. Konya’daki gıda üreticisinin botları teknik olarak çalışıyordu; strateji olarak çalışmıyordu. Fark bu. Eğer kurumunuzda bir otomasyon programı var ve ‘kaç bot aldık’ sorusuna anında cevap verebiliyorsanız ama ‘bu botlar bize ne kazandırdı’ sorusuna veremiyorsanız, o program şu an araç mezarlığına doğru yürüyor. Durdurup haritayı çıkarmak, yeni bot eklemekten her zaman daha değerlidir.

Gökhan MERCANOĞLU

Gökhan MERCANOĞLU

Teknoloji Danışmanı & Yazar

ERP, CRM, otomasyon, yapay zekâ ve kurumsal teknoloji stratejisi üzerine yazan bağımsız teknoloji danışmanı.

ERP ve Kurumsal Yazılım — Tüm Yazılar ERP ve Kurumsal Yazılım kategorisindeki yazıları gör →