Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi 5 dk okuma

Makine Öğrenmesi Yönetici Kararını Destekler mi, Değiştirir mi?

Bir lojistik firmasının satın alma müdürü, her ay onlarca tedarikçi teklifini masaya yatırır, geçmiş sipariş verilerini karıştırır, sezgisel bir değerlendirme yapar ve kararını verir. Yanında çalışan genç analist ise aynı veriyi bir istatistiksel modele besleyerek farklı bir sonuca ulaşır. İkisi arasındaki fark küçük görünebilir; ancak bu fark, kurumsal karar alma süreçlerinde giderek daha fazla konuşulan bir gerilimi gün yüzüne çıkarır. Makine öğrenmesi modelleri yöneticiye ne kadar yardımcı olur, ne zaman sınırına gelir?

Makine öğrenmesi, özünde büyük veri kümelerindeki örüntüleri istatistiksel yöntemlerle öğrenen ve bu örüntüleri gelecekteki durumlara uygulayan bir hesaplama yaklaşımıdır. Regresyon analizinden karar ağaçlarına, kümeleme algoritmalarından destek vektör makinelerine uzanan geniş bir yöntemler ailesi bu çatı altında toplanır. Kurumsal uygulamalarda bu modeller genellikle talep tahmini, müşteri segmentasyonu, kredi riski değerlendirmesi veya stok optimizasyonu gibi tekrar eden ve veri yoğun problemlere yönlendirilir. Modelin çıktısı bir olasılık ya da sıralama olur; kararın kendisi değil.

İşte tam bu noktada kavramsal bir ayrım yapmak gerekir. Makine öğrenmesi modeli bir öneri sunar; yönetici bu öneriyi değerlendirir ve karar verir. Bu iş bölümü teoride temiz görünse de pratikte bulanıklaşır. Modelin çıktısına güven arttıkça, yöneticinin öneriyi sorgulamadan benimseme eğilimi de artar. Araştırma literatüründe otomasyon önyargısı olarak adlandırılan bu eğilim, özellikle zaman baskısı altında çalışan orta kademe yöneticilerde belirginleşir. Model ne kadar güvenilir görünürse, insanın eleştirel değerlendirmesi o kadar azalır. Bu durum verimliliği artırabilir; ancak modelin eğitim verisinin kapsamadığı koşullarda ciddi hatalara da zemin hazırlar.

Makine öğrenmesinin yöneticiye sağladığı en somut katkı, tutarlılıktır. İnsan kararları yorgunluk, ruh hali ve bilişsel yük gibi faktörlerden etkilenir; aynı problemi sabah ve öğleden sonra farklı değerlendirebilir. İyi tasarlanmış bir model, aynı girdi için her seferinde aynı çıktıyı üretir. Perakende sektöründe stok yenileme kararları, bankacılıkta ön değerlendirme süreçleri veya üretimde bakım planlaması bu tutarlılıktan doğrudan yararlanır. Bunun yanı sıra model, yöneticinin göz ardı ettiği ya da fark etmediği değişkenler arasındaki ilişkileri ortaya çıkarabilir. Satış verisinin hava durumu, tatil takvimi veya bölgesel demografiyle kesiştiği noktalarda insan sezgisi çoğu zaman yetersiz kalır; model bu ilişkileri sistematik biçimde işler.

Öte yandan modelin sınırları da açıktır. Makine öğrenmesi modeli, eğitildiği geçmiş veriyi öğrenir. Piyasada yapısal bir kırılma yaşandığında, rakip yeni bir ürün çıkardığında ya da tedarik zincirinde beklenmedik bir aksaklık ortaya çıktığında model bu değişimi ancak yeni veriler birikmesiyle kavrar. Bu gecikme, kriz anlarında modelin yöneticiye yanlış yönde güven verebileceği anlamına gelir. Bunun ötesinde, kurumsal karar alma çoğu zaman salt sayısal optimizasyona indirgenemez. Bir müşteriyle uzun vadeli ilişkiyi korumak, bir tedarikçiye stratejik bir jest yapmak ya da bir çalışanın motivasyonunu gözetmek gibi kararlar, modelin optimize ettiği hedef fonksiyonunun dışında kalır. Yöneticinin bağlamsal ve ilişkisel bilgisi burada devreye girer.

Kurumsal uygulamada karşılaşılan pratik zorluk, modelin çıktısını iş süreçlerine entegre etmektir. Bir modelin geliştirme ortamında iyi çalışması ile operasyonel süreçte güvenilir biçimde kullanılması arasında ciddi bir mesafe vardır. Modelin aldığı kararların izlenmesi, sapmaların raporlanması ve modelin periyodik olarak yeniden eğitilmesi için kurumsal bir altyapı gerekir. Çoğu KOBİ bu altyapıdan yoksundur; bir modeli devreye almak için gereken veri mühendisliği ve süreç tasarımı kapasitesi henüz yaygın değildir. Üstelik modelin çıktısını yorumlayacak, hatalı tahminleri fark edecek ve gerektiğinde müdahale edecek analitik yetkinliğe sahip yönetici profili de her sektörde bulunmaz.

Yöneticinin makine öğrenmesi modeliyle ilişkisini tanımlarken şu çerçeve işlevsel bir rehber sunar: model tekrar eden, yüksek hacimli ve veri açısından zengin kararlar için güçlü bir destektir; ancak yapısal belirsizlik, ilişkisel bağlam veya stratejik yargı gerektiren kararlar için tek başına yeterli değildir. Karar vericinin görevi, modelin önerisini kör biçimde uygulamak ya da tamamen görmezden gelmek değil, modelin nerede güçlü nerede zayıf olduğunu bilerek onu doğru problemlere yönlendirmektir. Bu ayrımı yapabilen yönetici, modeli bir otomasyon aracı olarak değil, karar kalitesini artıran bir analitik ortak olarak konumlandırır. Sonuçta makine öğrenmesi kararı değiştirmez; kararı daha iyi bilgiyle destekler. Değiştiren ya da değiştirmeyen, modeli kullanan insandır.

Gökhan MERCANOĞLU

Gökhan MERCANOĞLU

Teknoloji Danışmanı & Yazar

ERP, CRM, otomasyon, yapay zekâ ve kurumsal teknoloji stratejisi üzerine yazan bağımsız teknoloji danışmanı.

Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi — Tüm Yazılar Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi kategorisindeki yazıları gör →