Birbiriyle haberleşebilen, internete bağlı aygıtlar hayatımızı değiştirmek üzere!

Nesnelerin interneti bir çok sistem için uzaktan kontrol, izleme ve algılama imkanı sağlıyor. Örneğin, arabanızda seyahat halindeyken evinizin sıcaklığını ayarlayabilir, işyerinizdeki güvenlik kameralarını kontrol edebilirsiniz. Ya da en basiti, parkta spor yaparken diğer şehirlerdeki trafik durumunu görebilirsiniz.

Geniş perspektiften bakıp, bu teknolojinin iş hayatında yaratacağı etkiye bakacak olursak; belki daha da önemlisi bu teknolojinin enerji, altyapı, haberleşme gibi endüstrilerde yaratacağı büyük değişimleri düşünmek gerekir.

Yapılan araştırmalar konunun önemini ortaya koymaktadır. IoT bağlamında 2009’da yaklaşık 900 milyon olan aygıt sayısının, 2020’ye kadar 26 milyar aygıta ulaşması bekleniyor. Buna karşın bilgisayar, tablet ve akıllı telefonların toplam sayısı 7,3 milyar olacak. Hatta IoT büyük şirketlerin başını çektiği standart bir uygulama olacak diyebiliriz.

Nesnelerin İnternetinin Doğuşu

Kavram ilk olarak 1990’ların sonunda MIT’de çalışan bir grup araştırmacı tarafından, Procter & Gamble şirketinin tedarik zinciri için üretilen aygıtları ve sensörleri, radyo frekansı kullanarak birbiriyle haberleştirmeye çalıştıkları sırada ortaya çıktı. Ekipteki araştırmacı Kevin Ashton’un; “Bilgisayarların müdahalemiz olmadan nesneler hakkındaki tüm bilgileri toplayabilmesini sağlarsak, bu bizi her tür veriden haberdar edecek ve büyük bir zaman ve maliyet kazancı sağlayacaktır. Bileşenlerin değişim, onarım gerektirip gerektirmediğini veya kullanım durumlarını görebiliriz.” Şeklinde yorumu bulunmaktadır.

Günümüzde bu yoruma baktığımızda, ilk olarak kimilerine göre imkansız, büyük ama gerçekleştirilebilir bir vizyon olduğunu görmekteyiz.

Araştırmalara göre IoT esas itibarıyla bir kaç dolar gibi maliyeti olan, ama internete bağlanıp veri değişimi yapabilen ucuz donanımların sağlayacağı hizmet gibi duruyor. Ancak bu basitmiş gibi algılanan veri takibi yaklaşık 300 milyar dolarlık gelir artışı getirecek çok büyük bir teknoloji…

Maliyet avantajı açık olan bu gelişimin önündeki tek sorun kontrol, yönetim ve güvenlik olacak.

IoT çoğu durumda makine-makine bağlantısıyla karıştırılmaktadır. Makine-makine bağlantısı daha çok akıllı bir sayacın sadece ilgili hizmeti sağlayan şirketle iletişim kurabileceği kapalı bir sistemken, IoT tüm hava, trafik ve olay verilerinin bir araya getirilerek seyahat rotaları öneren akıllı bir şehir sisteminde olduğu gibi verilerin açılması ve paylaşılmasını içerecektir.

IoT’un temel iticileri nelerdi?

· İnternet üzerinden haberleşebilen, akıllı metreler kullanılmasını zorlayan yönetmelikler ve yasal düzenlemeler.

· Asansörler ve ışıklandırmaların izlenmesi örneğindeki gibi büyük işletmelerin iyi tanımlanmış uygulamaları.

· Isıtma, izleme ve alarm sistemlerine bağlanabilen akıllık telefon ve uygulamalar gibi teknolojilere yönelik artan tüketici ilgisi.

Nesnelerin İnternetinin sunduğu faydalar herkes gibi şirketleri de heyecanlandırıyor. Nesnelerin İnternetinde farklı teknolojilerin nasıl harmanlanacağı sektörlere ve şirketlere göre farklılık gösteriyor.

Gartner başkan yardımcısı ve kıdemli analisti Jim Tully, şirketlerin “Nesnelerin İnternetinde” dayanacağı beş temel ögeye ve bunların birbiriyle olan ilişkisine açıklık getiriyor.

Nesnelerin İnterneti beş temel ögeden oluşur:

· Nesneler — İşlevlerine göre akıllı veya akıllı olmayarak tasarlanabilirler. Kendi verilerini üretir ve verilerinin analizi için internete bağlanabilirler.

· Ağ geçitleri — Kendilerine bağlanan şeyleri destekleyen uygulamaları içerir, nesne verilerini depolar ve internetle iletişim kurarlar. Akıllı olmayan nesneler için gerekli kaynakları sağlarlar.

· Mobil aygıtlar — Genellikle akılı telefonlar olan bu aygıtlar ağ geçitleriyle benzer işlev sağlarlar. Nesneler, ağ geçitleri ve internetle iletişim kurabilirler.

· Bulut — Bağlantı merkezi, analiz ve veri depolama imkanı sağlarlar. Bu katman da akıllı olmayan nesleler için gerekli kaynakları sağlayabilir.

· İşletme — Bu katmanda bağlı makineler, uygulamalar, analizler ve veriler işletmede koordinasyon içinde tutulur.

En basit yaklaşımla “Nesnelerin İnternetini” hesaplama kapasitesi ve depolama sağlayan buluta bağlı bulunan ve kendi üzerlerinde algılayıcılar ve ölçerler olan makineler, araçlar, binalar ve ürünler olarak düşünmektir. Ancak, bu tek yaklaşım değildir.

Örneğin, bir egzersiz bilekliğinde uygulama mantığının tümünün bileklikte bulundurulması gerekmez. Uygulama mantığının bir kısmı bileklikte bulundurulurken esas kısmı akıllı telefona entegre edilebilir. Elde edilen veriler buluta yüklenerek diğer kişilerin, özellikle doktorun kolayca ulaşımına sunulabilir.

Bu durumda akıl bileklik, mobil aygıt uygulaması ve bulut arasında ortak şekilde sağlanır. Yine verilerin de bir kısmı bileklikte ama daha büyük bir kısmı mobil aygıtta ve bulutta depolanabilir.

Beş işlevsel bileşenden hangisine ağırlık verileceği uygulamaya göre değişir. Örneğin, bir uygulamada mobil aygıt öne çıkabilir ama yine de bir miktar bulut kullanımı olabilir. Nesnelerin İnternetinde nihai hedef bu beş öge arasında uygun bir ağırlık ve eşgüdüm sağlamak olacaktır.

Nesnelerin interneti sadece tüketiciler değil iş yerleri ve çalışma koşulları üzerinde de büyük bir etki ortaya çıkarmaya başlıyor.



on Temmuz 15th, 2016 in Dijital Dönüşüm, IoT
Creative Commons License
Except where otherwise noted, the content by Gökhan MERCANOĞLU is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.