MRP, Üretim ve Tedarik Zinciri 6 dk okuma

No-Code Araç Vermek Çalışanı Geliştirici Yapmaz — Asıl Mesele Problem Tanımlama Yetkinliğidir

Kayseri’deki bir metal bileşen üreticisinin üretim planlama ekibinde, tedarik zinciri koordinatörü geçen yıl içinde üç farklı no-code aracı denedi. Üçünde de aynı noktada takıldı: araç kurulmuştu, eğitim tamamlanmıştı, ama ortada çözülmesi gereken problemi net biçimde tarif edecek bir çerçeve yoktu. Hangi veriyi kim görüyor, hangi kararı kim veriyor, hangi adım elle tekrar ediliyor — bunların hiçbiri yazılı değildi. Araç geldi, boş prosedürün üstüne oturdu ve birkaç hafta sonra kullanımdan düştü. Bu tablo, vatandaş geliştirici tartışmasının tam merkezindeki kör noktayı gösteriyor: no-code yazılım kütüphanesi açmak değildir, süreç okuryazarlığı öğretmek için bir bahanedir. Bu ikisi birbirinden çok farklı şey.Pandemi, üretim ve tedarik zinciri sektöründe uzaktan çalışma zorunluluğunu anlık olarak tetikleyince BT ekibine bağlı uygulama geliştirme modeli ciddi bir darboğaza girdi. Merkezî IT departmanının kapasitesi aynı kalmıştı ama saha birimlerinin dijital çözüme olan ihtiyacı birden üç katına çıktı: depo giriş-çıkış takibi, tedarikçi onay formu, kalite kontrol kayıt şablonu, vardiya bildirimi. Bunların hiçbiri karmaşık bir yazılım değildi; ama hepsinin yapılması için BT bileti açmak, haftalarca kuyrukta beklemek, proje bütçesi tanımlamak gerekiyordu. No-code platformları, Microsoft Power Apps, Google AppSheet ve benzerleri tam bu boşluğa girdi. Türkiye’deki orta ölçekli üreticilerde 2020 sonundan itibaren bu araçlara yönelik ilgi belirgin biçimde arttı — özellikle ERP sistemini olan ama o ERP’nin kapsayamadığı küçük operasyonel sorunlarla boğuşan firmalarda. Kayseri vakasındaki sorun araçla değil, buna hazırlıksız gelen organizasyonla ilgiliydi.Vatandaş geliştirici kavramı, Gartner’ın 2015-2016 döneminde tanımladığı çerçeveden bu yana yavaş yavaş olgunlaştı. Türkiye KOBİ bağlamında ise kavram çoğunlukla yanlış anlaşılıyor: ‘çalışana araç ver, kendisi yapsın.’ Bu tanım hem organizasyon için riskli hem de çalışan için haksız. Gerçek vatandaş geliştirici programı üç katmanlı çalışır. Birinci katman, problem tanımlama yetkinliğidir: çalışan tekrar eden bir süreci yapısal olarak tanımlayabiliyor mu, veri akışını haritalayabiliyor mu, karar noktalarını mı biliyor? İkinci katman, araç yetkinliğidir: no-code platformun mantığını — tetikleyici, eylem, koşul — anlıyor ve platforma özgü sınırları biliyor mu? Üçüncü katman, yönetim yetkinliğidir: yaptığı uygulamayı kim onaylıyor, kim bakımını yapıyor, hangi veriye dokunuyor ve KVKK kapsamında bir veri işleme söz konusu mu? Bu üç katmanın hepsinin eğitim programında yer alması gerekiyor. Çoğu Türkiye KOBİ’sinde yalnızca ikinci katman öğretiliyor; birinci ve üçüncü görmezden geliniyor. Sonuç: güzel görünen, hızlıca terk edilen şablonlar.Eskişehir’de otomotiv yedek parça tedarikiyle uğraşan orta ölçekli bir firmanın satın alma birimi, 2020 yılı sonunda Power Apps üzerinde tedarikçi fiyat güncelleme formu oluşturdu. Form iki haftada hazırdı, BT’ye tek satır kod yazmadan gitti. Buraya kadar hikaye başarı. Ama altı ay sonra formda geriye dönük kayıt düzeltme yapılamadığı, bir tedarikçiye birden fazla revizyon girişi yapıldığında hangi değerin geçerli sayıldığının belli olmadığı, ve yanlışlıkla bazı fiyat verilerinin paylaşımlı bir alanda göründüğü ortaya çıktı. KVKK açısından bakıldığında bu üçüncüsü ciddiye alınması gereken bir sorundu. Sonunda IT devreye girdi, uygulamayı yeniden yapılandırdı — ama bu sefer çalışanın yaptığı uygulamayı değil, işin tamamını. Temsili bir senaryoya benziyor gibi görünse de bu örüntü, no-code benimsemesinin erken aşamalarında Türkiye üretim ve tedarik zinciri firmalarında sıkça karşılaştığım bir gerçekliği yansıtıyor: hız kazanımı gerçek, ama yönetim yükü zamanla birikiyor ve fatura geç geliyor. No-code platformlar veriyi sizden saklamaz; ama yönetim çerçevesi yoksa veri nereye aktığını siz de bilemezsiniz.O zaman bu araçları kullanmamak mı gerekiyor? Hayır — ama kullanmadan önce organizasyonun şu üç soruyu yanıtlamış olması gerekiyor. Birinci soru: hangi süreç tiplerini merkezileştirmeye gerek yok, hangileri gerçekten yerel çözüm kabul ediyor? Genel kural şu: ERP verisine dokunan, finans kaydı üreten veya birden fazla departmana hizmet eden süreçler no-code değil, IT destekli çözüm ister. Buna karşın tek bir birimin kendi içinde kullandığı, ERP dışında kalan operasyonel takip süreçleri no-code için uygun aday. İkinci soru: vatandaş geliştirici olarak tanımladığınız çalışanların yüzde kaçı süreç haritalama veya veri akışı tanımlama konusunda temel eğitim almış? Bu oranın belirgin biçimde azınlıkta olduğu bir organizasyonda araç lisansı satın almak aceleci bir adım. Üçüncü soru: oluşturulan uygulamalar için gözden geçirme ve onay mekanizması var mı — yoksa her çalışan kendi uygulamasının mimarı, test uzmanı ve bakıcısı mı? Bu sorunun yanıtı ‘mekanizma yok’ ise, bir yıl içinde bakımsız ve tutarsız uygulamalardan oluşan görünmez bir yazılım envanteri birikir. Türkiye’nin orta ölçekli üretim firmalarında bu ‘gölge uygulama’ problemi henüz yeni yüzünü gösteriyor; birkaç yıl içinde BT liderlerinin önündeki en büyük temizleme gündemine dönüşecek.Pandemi döneminin getirdiği aciliyet, birçok Türkiye KOBİ’sini araç lisansını almaya ve hızlıca dağıtmaya itti. Bu anlaşılır bir tepki. Ama 2021 itibarıyla organizasyonların yapması gereken iş değişti: artık araç seçimi değil, seçilen araçtan gerçek operasyonel değer çıkarmak için yetkinlik programı tasarlamak. Pratik adımlar somut: önce ‘süreç fırsatı envanteri’ çıkar — hangi tekrar eden, elle yapılan ve ERP dışı kalan süreçler var, bu süreçleri kim yönetiyor, veri akışı nereye gidiyor. Sonra pilot katılımcıları araç lisansıyla değil, problem tanımlama eğitimiyle başlat; akış diyagramı çizebilen, karar noktalarını yazabilenler no-code’da çok daha hızlı sonuç üretiyor. Son olarak basit bir uygulama kütüğü tut: kim ne yaptı, hangi veriye dokunuyor, kim bakımından sorumlu. Bu kütük beş satırlık bir Excel olabilir — teknoloji değil, disiplin meselesi. Kayseri’deki koordinatör üçüncü aracı bırakmadan önce bu sıralamayı uygulamış olsaydı, büyük ihtimalle bugün hâlâ çalışan bir sistem kullanıyor olurdu. Araç değişmedi — hazırlık eksikti.

Gökhan MERCANOĞLU

Gökhan MERCANOĞLU

Teknoloji Danışmanı & Yazar

ERP, CRM, otomasyon, yapay zekâ ve kurumsal teknoloji stratejisi üzerine yazan bağımsız teknoloji danışmanı.

MRP, Üretim ve Tedarik Zinciri — Tüm Yazılar MRP, Üretim ve Tedarik Zinciri kategorisindeki yazıları gör →