MRP ile Stok Kontrolü: Fazla Stok ve Malzeme Eksikliği Arasındaki Denge

Bir tekstil atölyesi düşünün. Depo tıklım tıklım kumaş dolu, ama sipariş geldiğinde tam ihtiyaç duyulan renk ve gramajda kumaş yok. Üretim duruyor, müşteri bekliyor, patron sinirli. Öte yandan depodaki stok sermayeyi bağlıyor, kira ödeniyor, nem ve güve hasarı var. Bu ikilem Türkiye’deki pek çok küçük ve orta ölçekli işletmenin tanıdık derdi. MRP (Malzeme İhtiyaç Planlaması) adı verilen bilgisayar programları tam bu sorunu çözmek için geliştirildi.

MRP, üretim planına bakarak hangi malzemenin ne zaman ve ne kadar gerektiğini hesaplayan bir yazılım sistemidir. Programın mantığı şöyle çalışır: önce ne üretileceğine bakılır, sonra o ürün için hangi parça ve malzemelerin gerektiği listeye alınır, ardından depoda ne kadar stok olduğu kontrol edilir ve fark kadar sipariş verilmesi gerektiği hesaplanır. Bu hesabı kağıt üzerinde yapmak mümkündür; ama yüzlerce ürün kalemi ve onlarca tedarikçiyle uğraşıyorsanız, elle takip hem yorucu hem de hatalara açıktır. Program bu hesabı dakikalar içinde yapar.

Fazla stok tutmanın maliyeti çoğu zaman göz ardı edilir. Depoda beklettirilen her kutu veya her çuval, aslında orada yatan paradır. Bir imalat firması düşünün: 50.000 TL değerinde hammadde depoda 3 ay boyunca kullanılmadan bekliyorsa, bu paranın banka faizi kaybedilen bir getiridir. Üstüne depo kirasının o stoka düşen payı, sigorta maliyeti ve olası fire eklenince gerçek maliyet ortaya çıkar. MRP programı, siparişlerin tam üretim tarihine göre planlanmasını sağlar. Malzeme gerekmeden önce değil, tam zamanında gelir. Depo dolup taşmaz.

Malzeme eksikliğinin bedeli ise daha görünür ve daha acıtıcıdır. Üretim durduğunda işçiler boş bekler ama maaşlar akar. Müşteriye verilen teslimat tarihi kaçırılır; müşteri şikayeti, hatta sipariş iptali gelir. Acele sipariş vermek zorunda kalınırsa tedarikçi fiyatı genellikle yüksektir. Nakliye masrafları artar. Tüm bunlar toplanınca bir malzeme eksikliğinin faturası oldukça kabarık çıkabilir. MRP programı, tedarik sürelerini sisteme tanıtır ve üretim tarihinden geriye sayarak siparişin ne zaman verilmesi gerektiğini otomatik olarak hesaplar. Böylece tedarikçiye son dakika koşuşturması olmadan zamanında sipariş gider.

Somut bir hesap yapalım. Bir mobilya atölyesi ayda 200 koltuk üretiyor. Her koltuğun 4 metre kumaşa ihtiyacı var. Tedarikçi siparişi 10 günde teslim ediyor. Program bu bilgileri alır, üretim takvimini kontrol eder ve ‘kumaş siparişini şu tarihte ver’ diye uyarı verir. Geçmişte patron bu hesabı kafadan yapardı ya da muhasebeci deftere bakardı. Hata payı yüksekti. Şimdi program bunu otomatik yapıyor. Aynı atölye hem ‘elimde stok yok’ hem de ‘depom dolu ama ihtiyacım olan yok’ derdinden kurtulabiliyor.

Bu programların kurulumu ve kullanımı kolay değil. Sisteme önce tüm ürün ağaçlarının (hangi ürün hangi parçalardan oluşuyor) girilmesi gerekiyor. Bu iş zaman alıyor ve dikkat istiyor. Tedarikçi teslim süreleri, minimum sipariş miktarları, fire oranları gibi bilgiler de sisteme doğru tanıtılmazsa program yanlış hesap yapıyor. Türkiye’de bu yazılımları satan yetkili bayiler var; kurulum ve eğitim desteği genellikle onlar üzerinden alınıyor. Kurulum sonrası ilk birkaç ay veri girişi hatalarıyla uğraşmak kaçınılmaz. Ama sistem oturduğunda, stok takibi için harcanan zaman ve enerji belirgin biçimde azalıyor.

KOBİ yöneticisi için asıl soru şu: bu programa yatırım yapmaya değer mi? Cevap büyük ölçüde işletmenin ürün çeşidine ve üretim hacmine bağlı. Tek tip ürün üreten ve az sayıda malzeme kullanan küçük bir atölye için kağıt takip yeterli olabilir. Ama 50’den fazla ürün kalemi, birden fazla tedarikçi ve değişken sipariş hacmi varsa MRP programı ciddi para tasarrufu sağlar. Programa yatırım yapmadan önce şu soruyu sorun: geçen yıl kaç kez malzeme eksikliği yüzünden üretim durdu, kaç kez acele sipariş vermek zorunda kaldınız? O maliyetleri toplayın. Cevap program maliyetinin üzerindeyse karar kolaydır.


kullanıcı adaptasyonu yatırımlarında ilk kazanım genellikle görünürlüktür. Şirket nerede yavaşladığını, hangi bilginin eksik kaldığını ve hangi kararın geciktiğini görmeye başlar. Bu görünürlük rahatsız edici olabilir; fakat sürdürülebilir iyileştirme için en sağlam başlangıç noktasıdır.


Gökhan Mercanoğlu
ERP ve Kurumsal Yazılım