İnternet Tabanlı Yazılım Hizmetleri 2007’de Neden Daha Ciddi Bir Kurumsal Seçenek Haline Geliyor?

Bursa’da orta ölçekli bir tekstil firmasının BT sorumlusunu düşünün: şirketin sunucuları her geçen ay daha fazla bakım istiyor, yetkili servis çağrıları faturaya biniyor ve kurumsal yazılım lisansları yenilenirken bir o kadar daha ödeme yapılıyor. Aynı dönemde ADSL bağlantısı artık ofislerin büyük çoğunluğuna ulaşmış durumda ve e-posta iş iletişiminin vazgeçilmez merkezi haline gelmiş. Bu iki gelişmenin kesiştiği noktada, web tarayıcısı üzerinden erişilen yazılım hizmetleri ciddi bir alternatif olarak masaya yatırılmaya başlanıyor.

Bu modelin özünde ASP (Application Service Provider — uygulama servis sağlayıcısı) yaklaşımı yatıyor. Yazılım şirketin kendi sunucusuna kurulmak yerine servis sağlayıcının veri merkezinde çalışıyor; kullanıcı sadece internet tarayıcısını açıp sisteme bağlanıyor. Lisans yerine aylık ya da yıllık abonelik ücreti ödeniyor, sunucu donanımı satın alınmıyor, yazılım güncellemeleri otomatik olarak uygulanıyor. Kavram yeni değil — ASP modeli birkaç yıldır tartışılıyor — ama bant genişliğinin artması ve referans projelerin çoğalmasıyla birlikte bu sefer daha sağlam bir zemine oturuyor.

Hangi iş yükleri bu modele daha uygun? Muhasebe ve finans modülleri, insan kaynakları takibi, müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) ve proje bazlı faturalama bu kategorinin en net adayları. Bu uygulamaların ortak özelliği şu: veri giriş ve raporlama işlemleri belirli saatlerde yoğunlaşıyor, gerçek zamanlı işlem hızı kritik değil ve birden fazla şube ya da çalışan aynı verilere erişmesi gerekiyor. Üretim hattını anlık izleyen sistemler veya saniyeler içinde yanıt vermesi gereken depo yönetim uygulamaları bu modele henüz pek uymuyor; ama muhasebe ekibinin günlük veri girişi için bu tür bir sistemi kullanması artık teknik açıdan mümkün.

Proje deneyiminden bakıldığında, bu modelin en belirgin avantajı başlangıç maliyetini önemli ölçüde düşürmesi. Şirket içi bir ERP kurulumunda donanım, lisans, danışmanlık ve eğitim maliyetleri bir araya geldiğinde ciddi bir yatırım gerekiyor. Web tabanlı servis modelinde bu yük aylık ödemeye yayılıyor ve şirket kendi sunucu altyapısını yönetmek zorunda kalmıyor. İkinci avantaj ise coğrafi esneklik: farklı şehirlerdeki şubelerin veya sahada çalışan satış ekiplerinin aynı sisteme internet üzerinden erişebilmesi, önceki yıllarda VPN ve uzak masaüstü bağlantılarıyla çözülmeye çalışılan bir sorunu çok daha temiz bir şekilde ortadan kaldırıyor.

Bununla birlikte bu modelin pratikte yarattığı tereddütler de göz ardı edilemez. Veri güvenliği, kurumsal alıcıların en çok sorduğu soru olmaya devam ediyor: şirketin mali ve müşteri verileri başka bir firmanın sunucusunda duruyor ve bu durum birçok yöneticiye hâlâ rahatsız edici geliyor. İnternet bağlantısının kesilmesi durumunda sisteme erişim tamamen duruyor — bu, şirket içi bir sunucuda çalışan yazılımda yaşanmayan bir bağımlılık yaratıyor. Servis sağlayıcının devamlılığı da ayrı bir soru işareti: bugün abonelik alan bir firma, iki yıl sonra servis sağlayıcının işini bırakması durumunda verilerini nasıl alacak? Bu soruların net yanıtları olmadan imzalanan sözleşmeler ciddi risk taşıyor.

KOBİ yöneticisi için karar kriteri şu soruya indirgenebilir: şirketin BT ekibi sunucu yönetimi için yeterince zaman ve bütçe ayırıyor mu, yoksa bu yük asıl işe odaklanmayı engelliyor mu? Eğer sunucu bakımı, yedekleme ve yazılım güncellemeleri sürekli sorun çıkarıyorsa ve şirketin birden fazla lokasyonu varsa, web tabanlı servis modeli değerlendirilmeye değer. Ancak servis sağlayıcı seçerken Türkiye’de yerleşik ve referansları denetlenebilir firmalar tercih edilmeli, sözleşmede veri sahipliği ve çıkış koşulları açıkça belirtilmeli. Bu adımlar atılmadan yapılan bir geçiş, maliyet tasarrufundan çok yeni sorunlar doğuruyor.

Sonuç olarak, internet tabanlı yazılım hizmetleri artık salt deneysel bir seçenek olmaktan çıkıyor; ancak her şirket için doğru model olduğunu söylemek de doğru olmaz. Muhasebe ve CRM gibi belirli iş yüklerinde bu modelin avantajları somut ve ölçülebilir. Şirket içi sunucu yönetiminin yük oluşturduğu, birden fazla lokasyonun koordinasyon gerektirdiği ve BT bütçesinin kısıtlı olduğu durumlarda bu seçeneği masaya yatırmak artık makul bir adım.


veri egemenliği şirketin geçmişini kaydetmek için değil, gelecekteki kararlarını güçlendirmek için tasarlanmalıdır. Doğru mimari; görünürlük, hız, kontrol ve öğrenme kapasitesi üretir. Aksi halde veri toplanır, raporlar çoğalır ama karar kalitesi aynı yerde kalır.


Gökhan Mercanoğlu
Bulut, SaaS ve Platform Ekonomisi