CRM ile Müşteri Deneyimini Sistematik Yönetmek

Bir müşteri kapıdan girer, satın alır, bir sorun yaşar ve geri döner. Bu süreçte kaç kişiyle konuşur? Kaç farklı cevap alır? Çoğu küçük ve orta ölçekli işletmede bu soruların cevabı yoktur. Kimi zaman kasadaki eleman farklı söyler, kimi zaman depo sorumlusu farklı. Müşteri memnuniyeti büyük ölçüde o gün kimin işte olduğuna, o kişinin o an nasıl hissettiğine kalır. İşte tam bu noktada CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi) devreye giriyor.

CRM, müşteriyle her temas anını kayıt altına alan ve bu bilgileri tek bir yerde toplayan bir bilgisayar sistemidir. Telefon görüşmesi, şikâyet, teklif, satış sonrası destek — bunların hepsi programa işlenir. Böylece bir müşteri iki ay sonra aradığında, telefonu açan kişi o müşterinin geçmişini ekranda görür. ‘Geçen sefer ne olmuştu?’ diye sormak zorunda kalmaz. Bu küçük bir ayrıntı gibi görünür ama müşterinin gözünde büyük fark yaratır.

Temas noktası envanteri, CRM’in temel kavramlarından biridir. Temas noktası, müşterinin işletmeyle buluştuğu her andır. Mağazaya giriş, telefon, faks, teslimat, fatura itirazı — bunların hepsi birer temas noktasıdır. Pek çok işletme bu noktaları hiç saymamıştır. Sayınca şaşırırlar: bir müşteri alışverişten sonra beş farklı noktada işletmeyle temas kuruyordur. Bu beş noktanın her birinde tutarsız bir deneyim yaşanıyorsa, memnuniyet tesadüfe kalmış demektir. CRM bu noktaların listesini çıkarmaya ve her biri için ne yapılacağını belirlemeye yardım eder.

Deneyim standardı belirlemek ise şu anlama gelir: her temas noktasında müşteriye ne söyleneceği, nasıl davranılacağı ve sorun çıkarsa ne yapılacağı önceden kararlaştırılır. Bu kararlar programa girilir. Yeni bir eleman işe başladığında aynı standartları öğrenir. Patron işte olmasa da müşteri aynı hizmeti alır. Bunu bir lokantanın tarifi gibi düşünebilirsiniz: aşçı değişse de yemek aynı çıkar, çünkü tarif yazılıdır. CRM de müşteri hizmetinin tarifini yazar.

Ölçüm döngüsü, sistemin devam etmesini sağlar. Standart belirlemek yetmez; o standarda uyuluyor mu, uyulmuyorsa neden, bunu takip etmek gerekir. CRM programları bu takibi kolaylaştırır. Kaç müşteri şikâyet etti, kaçı geri döndü, hangi ürün grubu en çok sorun çıkardı — bunları raporlar halinde görmek mümkün olur. Bu raporlar her hafta veya her ay gözden geçirilirse, sorunlar büyümeden fark edilir. Aksi hâlde işletme, müşterilerin neden azaldığını ancak çok geç anlayabilir.

Uygulamada en sık karşılaşılan zorluk, veri girişinin düzenli yapılmamasıdır. Program kurulur, ilk hafta herkes hevesle kullanır, üçüncü haftada ise yalnızca bir-iki kişi giriyor olur. Bunun önüne geçmek için yöneticinin süreci yakından takip etmesi gerekir. Ayrıca o dönemde pek çok küçük işletmede bilgisayar kullanımı henüz yaygınlaşmamıştır; bazı çalışanlar klavyeyle rahat değildir. Bu durumda kısa bir alıştırma süreci kaçınılmazdır. Programın arayüzü ne kadar sade olursa, veri girişi o kadar düzenli olur.

CRM’e yatırım yapmayı düşünen bir KOBİ yöneticisi şu soruyu sormalıdır: müşterilerimizle kaç farklı kişi ilgileniyor ve bu kişiler birbirinden haberdar mı? Cevap ‘hayır’ ise, CRM o işletme için doğru bir adımdır. Başlamak için büyük bir bütçeye gerek yoktur. Önce temas noktaları sayılır, sonra her biri için basit bir standart belirlenir ve programa işlenir. Küçük adımlarla başlamak, hiç başlamamaktan çok daha iyidir.


kampanya yönetimi başarılı olduğunda ekrana daha fazla bilgi değil, yönetime daha net karar sunar. Kurumlar arası kopukluk azalır, sorumluluk görünür olur ve ölçülebilir ilerleme başlar. Bu nedenle mesele araç seçimi değil, işletme disiplininin teknolojiyle yeniden kurulmasıdır.


Gökhan Mercanoğlu
CRM ve Müşteri Yönetimi